Bu yazı Hasan ERYILMAZ tarafından 11.05.2020 tarihinde Dil Bilgisi kategorisine yazıldı. SERVET-İ FÜNÛN EDEBİYATI (EDEBİYAT-I CEDİDE) (1896-1901)

makale içerik

SERVET-İ FÜNÛN EDEBİYATI (EDEBİYAT-I CEDİDE) (1896-1901)

Türk edebiyatında Batılılaşma hareketi ilk olarak 1860’ta Tanzimat edebiyatıyla başlamıştır. Bu yenileşme hareketinin birinci dönemini Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa; ikinci dönemini ise Ekrem, Hamit ve Sezai şekillendirmiştir. Türk edebiyatına birçok yenilikle birlikte Batı edebiyatı anlayışını getiren bu sanatçıların çok başarılı ürünler ortaya koyduğu söylenemez. Zaten Batı edebiyatı örnek alınarak oluşturulan ilk ürünlerin başarılı olması da beklenemez. Onlar asıl ve en büyük yeniliği, yeni edebiyat fikrinin ilk tohumlarını Tevfik Fikret ve Halit Ziya gibi öğrencilerin zihinlerine ekmekle yapmışlardır. Nitekim Tanzimat sanatçılarının ortaya koyduğu Batı edebiyatı anlayışı Servet-i Fünûn edebiyatı sanatçılarının ürünleriyle filizlenecek ve bir kimlik kazanacaktır.

Bu nedenle, Tanzimat edebiyatı anlayışının üstüne kurulan Servet-i Fünûn edebiyatı, onun devamı niteliğindedir. Servet-i Fünûn edebiyatı, 1895’te “abes-muktebes” olayı ile yeniden alevlenen eski-yeni tartışması sonucu doğmuştur. Bu tartışmadan sonra Recaizade Mahmut Ekrem, öğrencilerinin de içinde bulunduğu yeni edebiyat taraftarı gençleri Servet-i Fünûn dergisi etrafında birleştirmiştir. 17 Mart 1891’de İstanbul’da Ekrem’in öğrencisi Ahmet İhsan Tokgöz tarafından çıkarılan Servet-i Fünûn dergisi, adından da anlaşılacağı gibi başlangıçta fen bilimleri dergisi olarak çıkarılmıştır. Ancak 1896’da Recaizade Mahmut Ekrem’in isteğiyle derginin yazı işleri müdürlüğüne öğrencisi Tevfik Fikret’in getirilmesi üzerine dergi artık edebiyat ve sanat dergisi haline gelmiştir. Böylece Servet-i Fünûn edebiyatı kurulmuş olur. Türk edebiyatının modernleşmesinde çok önemli bir rol oynayan Servet-i Fünûn edebiyatı, “Edebiyat-ı Cedide” (Yeni Edebiyat) adıyla da anılmaktadır.

Bu edebiyat topluluğu, birçok eleştiri almakla birlikte Batı edebiyatı anlayışını Türk edebiyatına yerleştirmeyi başarmıştır. İlk yıllarda eleştirenler dahi onların bu üstünlüğünü kabul ederek eleştirilerini azaltmışlardır. Servet-i Fünûn sanatçıları dışarıdan gelen eleştirilere tek bir sesle topyekûn cevap vermişlerdir. Ancak dış tehditleri bastırmayı başaran Servet-i Fünûn topluluğunun bu kez kendi içinden sesler yükselmeye başlanmıştır. Kendi içlerindeki anlaşmazlıkların doğurduğu ilk sarsıcı sonuç Tevfik Fikret’in yazı işleri müdürlüğünü bırakarak Servet-i Fünûn dergisinden ayrılması olmuştur. İkinci büyük darbe Tevfik Fikret’ten sonra yazı işleri müdürlüğüne geçen Hüseyin Cahit Yalçın’ın yazdığı makale üzerinden gelmiştir. 1901’de Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransızcadan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” adlı makalesinden sonra Servet-i Fünûn dergisi II. Abdülhamit tarafından kapatılmış ve sorumlular yargılanmıştır. Altı hafta sonra sanatçılar suçsuz bulunup dergi tekrar açılmışsa da eski günlerine dönememiş ve Servet-i Fünûn topluluğu dağılmıştır.

Servet-i Fünûn Edebiyatının Genel Özellikleri

 Edebiyat-ı Cedide, 1896’da Servet-i Fünûn dergisinin yazı işleri müdürlüğüne Tevfik Fikret’in getirilmesiyle başlamıştır.

 Servet-i Fünûn edebiyatı, Tanzimat edebiyatının özellikle ikinci döneminin devamı niteliğindedir.

 Estetiği ön planda tutan sanatçılar, “sanat için sanat” anlayışını benimsemiştir.

 Divan edebiyatına karşı Batı tarzı bir edebiyatı yerleştirmeyi amaçlayan topluluk, özellikle Fransız edebiyatını örnek almıştır.

 Bu amaçla bir yandan Fransız edebiyatı akımları ve sanatçıları dergide tanıtılırken bir yandan da Fransız edebiyatından tercümeler yapılmıştır.

 Servet-i Fünûn döneminde en büyük yenilik ve ilerleme şiirde olmuştur. Bunda Tevfik Fikret gibi başarılı bir şairin varlığının etkisi büyüktür.

 Divan şiirinde belli bir kalıpla ve kesin kurallarla yazılan “müstezat” serbestleştirilmiş, aruzun hemen her vezninde “serbest müstezat” kullanılmıştır.

 Eski nazım şekillerinin yanı sıra “sone” ve“terzarima” gibi Batı edebiyatı nazım şekilleri kullanılmıştır.

 Aruz ölçüsü Türkçeye başarılı bir şekilde uygulanmıştır.

 Şiirde aruz kalıbı kullanılmaya devam edilmiştir, hece ölçüsü önemsenmemiştir

 Aynı şiirde farklı vezinler kullanmayı denemişlerdir.

 “Kafiye göz için değil, kulak içindir.” anlayışı hâkimdir.

 Cümlenin bir beyitte tamamlanma kuralı ortadan kalkmış, konu bütünlüğüne önem verilmiştir.

 Şiir düz yazıya yaklaştırılmıştır.

 Şiirde duyguyu ön plana çıkarmak için “ah, of, ey, ki, ve, evet” gibi ifadeler sıkça kullanılmıştır.

 Servet-i Fünûn edebiyatının en çok eleştirilen yanlarından biri dilinin çok ağır ve süslü olmasıdır.

 Fransız şiirinden getirilen hayal ve imgeleri ifade etmek için yeni yabancı tamlamalar kullanılmıştır. Eski Arapça, Farsça sözcük ve tamlamalar şiire girmiştir.

 Roman ve öyküler Tanzimat edebiyatına göre daha başarılıdır.

 Tanzimat edebiyatında olduğu gibi romanlarda İstanbul ve İstanbul’un aydın kesimi anlatılmıştır.

 Etkilendikleri akımlara bağlı olarak sanatçılar roman ve öykülere kişiliklerini yansıtmamışlardır.

 II. Abdülhamit’in baskıcı yönetiminin de etkisiyle tiyatroya önem verilmemiştir.

 Servet-i Fünûn edebiyatında eleştiri alanında ciddi bir başarı gösterilememiştir.

 Eserlerde vatan, hürriyet, adalet gibi toplumsal konulardan ziyade, ölüm, aşk, doğa güzellikleri gibi bireysel konular işlenmiştir. Bunda II. Abdülhamit’in baskıcı yönetiminin yanı sıra sanatçıların kişiliklerinin etkisi büyüktür.

 Sanatçılar yaşadıkları dönemin, olayların ve mizaçlarının etkisiyle eserlerinde hayal-gerçek çatışmasına ve karamsar konulara yer vermişlerdir.

 Şiirde parnasizm ve sembolizm; roman ve öyküde ise realizm ve naturalizm etkili olmuştur.

 Servet-i Fünûn edebiyatının en başarılı şairleri Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin; en başarılı romancıları ise Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf’tur.

 1901’de Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransızcadan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” adlı makalesi üzerine Servet-i Fünûn dergisinin II. Abdülhamit tarafından kapatılması sonucu topluluk dağılmıştır.

 Servet-i Fünûn edebiyatının bazı sanatçıları şunlardır:

      Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Süleyman Nesîb, Ali Ekrem Bolayır, Hüseyin Suat Yalçın, Süleyman Nazif, Ahmet Reşit Rey, Hüseyin Sîret Özsever, Faik Âli Ozansoy, Celâl Sahir Erozan, Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Safvet-i Ziya.

 Servet-i Fünûn dönemin bağımsız sanatçıları, Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Ahmet Rasim’dir.

Servet-i Fünûn Sanatçılarının Ortak Özellikleri

 II. Abdülhamit’in baskıcı yönetimi altında ve Osmanlının “hasta adam” olarak anıldığı bir devirde yaşamaları sanatlarını etkilemiştir.

 Tanzimat sanatçıları genellikle aristokrat ailelerden gelmelerine karşılık Servet-i Fünûn sanatçıları orta sınıf ailelerden gelmiştir.

 Tanzimat sanatçıları devamlı siyasetin içinde bulunmuş ve çeşitli devlet görevleri yapmışlardır. Ancak Servet-i Fünûn sanatçıları genellikle siyasetten uzak durmuşlardır.

 Tanzimat sanatçılarının eski edebiyat geleneğiyle yetişmesine karşın Servet-i Fünûn sanatçıları yeni edebiyat geleneğiyle yetişmiştir.

 Servet-i Fünûn sanatçıları iyi bir eğitim görmüş ve erken yaşlarda yabancı dil eğitimi almışlardır. Bu nedenle Batı kültürüyle küçük yaşlarda tanışmışlardır.

Servet-i Fünûn Edebiyatı Metin Türleri

Şiir

 Servet-i Fünûn döneminde en büyük yenilik ve ilerleme şiirde olmuştur. Bunda Tevfik Fikret gibi başarılı bir şairin varlığının etkisi büyüktür.

 Servet-i Fünûn edebiyatının en çok eleştirilen yanlarından biri dillerinin çok ağır ve ağdalı olmasıdır.

 Fransız şiirinden getirilen hayal ve imgeleri ifade etmek için yeni yabancı tamlamalar kullanmışlardır. Eski Arapça, Farsça sözcük ve tamlamaları şiire sokmuşlardır. Hatta Arapça ve Farsçada bulunmayan kelimeler uydurmuşlardır.

 Estetiği ön planda tutan sanatçılar, “sanat için sanat” anlayışını benimsemiştir.

 “Kafiye göz için değil, kulak içindir.” anlayışı hâkimdir.

 Divan şiirinde belli bir kalıpla ve kesin kurallarla yazılan “müstezat” serbestleştirilmiş, aruzun hemen her vezninde “serbest müstezat” kullanılmıştır.

 Eski nazım şekillerinin yanı sıra “sone” ve “terzarima” gibi Batı edebiyatı nazım şekilleri kullanılmıştır.

 Aruz ölçüsü Türkçeye başarılı bir şekilde uygulanmıştır.

 Şiirde aruz ölçüsü kullanılmaya devam edilmiştir, hece ölçüsü önemsenmemiştir. (Tevfik Fikret “Şermin” isimli çocuk şiirleri kitabında hece ölçüsünü kullanmıştır.)

 Aynı şiirde farklı vezinler kullanmayı denemişlerdir.

 Cümlenin bir beyitte tamamlanma kuralı ortadan kalkmış, konu bütünlüğüne önem verilmiştir.

 Şiir düz yazıya yaklaştırılmıştır.

      Duyguyu ön plana çıkarmak için “ah, of, ey, ki, ve, evet” gibi ifadeler sıkça kullanılmıştır.

 Şiirde ahenge önem verilmiş, aliterasyon başarılı bir şekilde kullanılmıştır. Çıkış yerleri yakın olan sesler kullanılarak konu ve şekil birleştirilmeye çalışılmıştır. (Tevfik Fikret/Yağmur)

 Eski şiirden farklı olarak şiirlere konuya uygun başlıklar koymuşlardır.

 Şiirde parnasizm ve sembolizm akımları etkili olmuştur.

 Servet-i Fünûn edebiyatının en başarılı şairleri Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin’dir.

Roman ve Hikâye

 Türk edebiyatına ilk kez Tanzimat’la birlikte giren roman ve hikâye türleri Namık Kemal’in oluşturduğu “edebi roman” ve Ahmet Mithat’ın oluşturduğu “popüler roman” olmak üzere iki koldan ilerlemiştir. Servet-i Fünûn sanatçıları bunlardan Namık Kemal’in açtığı “edebi roman” yolunu izlemişlerdir. Servet-i Fünûn dönemin bağımsız sanatçıları, Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Ahmet Rasim ise Ahmet Mithat’ın açtığı “popüler roman” anlayışını sürdürmüştür.

 Türk edebiyatının Batılı anlamda ilk roman ve öyküleri Servet-i Fünûn döneminde verilmiştir.

 Romanlarda psikolojik tahlillere yer verilmiştir. Bu tahlillerde kahramanların sürekli bir iç çatışma yaşadığı görülmektedir.

 Eserlerde gözleme dayalı betimlemeye geniş yer verilmiştir. Yapılan tasvirler kahramanların kişiliklerini yansıtmada önemli bir rol oynamıştır.

 Eserlerde genellikle kapalı ve dar mekânlar kullanılmıştır.  Romanlarda genellikle İstanbul ve İstanbul’un aydın kesimi anlatılırken hikâyelerde az da olsa Anadolu’ya yöneliş görülmektedir.

 Romanda olaylar genellikle yalı, konak ve köşklerde yaşayan aile bireyleri arasında gelişmiştir.

 Toplumsal sorunlardan genellikle uzak duran Servet-i Fünûn romanı; aşk, kötümserlik ve kaçış izlekleri üzerine kurulmuştur.

 Diğer türlerde olduğu gibi roman ve öykülerin de dili ağır ve süslüdür.

 Servet-i Fünûn sanatçıları roman ve öyküde realizm ve naturalizm akımlarından etkilenmiş; Balzac, Flaubert, Sthendal, Emile Zola, Concourt Kardeşler ve Bourget gibi sanatçıları örnek almışlardır.

 Sanatçılar etkilendikleri akımlara bağlı olarak eserlere kişiliklerini yansıtmamışlardır.

 Servet-i Fünûn edebiyatının en başarılı romancıları, Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf’tur.

 Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk başarılı romanları yazan Halit Ziya Uşaklıgil, “romanın babası” olarak anılmaktadır.

 Halit Ziya Uşaklıgil’in “Mai ve Siyah” adlı eseri, Türk edebiyatının Batılı anlamda ilk romanı kabul edilmektedir. Kenan Akyüz’ün ifadesiyle Halit Ziya bu romanda, “Edebiyat-ı Cedide şiirinin hikâyesi”ni yazmıştır. (Akyüz, 4. baskı, s. 99)

 Mehmet Rauf’un “Eylül” adlı eseri Türk edebiyatının ilk psikolojik romanıdır.

Mensur Şiir

 Mensur şiir Türk edebiyatında ilk kez Servet-i Fünûn döneminde yazılmıştır.

 Bu alanda eser veren sanatçılar; Halit Ziya, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit ve Celal Sahir’dir.

 Halit Ziya’nın “Mensur Şiirler” ve “Mezardan Sesler” isimli eserleri Türk edebiyatında ilk mensur şiir örnekleridir.

 Mehmet Rauf’un “Siyah İnciler” isimli eseri de mensur şiir örneğidir.

Tiyatro

  Servet-i Fünûn edebiyatında tiyatroya önem verilmemiştir. Bunda II. Abdülhamit’in baskıcı yönetiminin de etkisi vardır.

 Dönemin en önemli tiyatro yazarı Hüseyin Suad Yalçın’dır.

 Servet-i Fünûn döneminde tiyatro yazan diğer sanatçılardan bazıları, Halit Ziya, Mehmet Rauf, Cenab Şahabettin, Âli Faik Ozansoy ve Ali Ekrem Bolayır’dır.

Eleştiri

 Servet-i Fünûn döneminde eski-yeni tartışması başta olmak üzere birçok konuda eleştiri yazılmasına rağmen bu alanda ciddi bir ilerleme gösterilememiştir.

 Servet-i Fünûn edebiyatında eleştiri; “karşı eleştirilere cevap vermek”, “edebi görüşlerini ifade etmek” ve “Batı edebiyatı hakkında bilgi vermek” şeklinde üç bölüme ayrılabilir.

 Dönemin ses getiren eleştirilerinden biri Ahmet Mithat’ın “Dekadanlar” isimli makalesidir. Ahmet Mithat bu makalede Servet-i Fünûn sanatçılarını, toplum sorunlarından ve halktan uzak bir edebiyat oluşturmakla suçlamıştır. Cenap Şehabettin bu eleştiriye karşılık “Dekadizm nedir?” isimli bir makale yazmıştır. İlerleyen yıllarda Ahmet Mithat, “Teslim-i Hakikat” isimli makalesiyle bu suçlamaları geri almıştır.

 Dönemin önemli bir diğer eleştirisi, Ali Ekrem Bolayır’ın “Şiirimiz” isimli eseridir. Bu makalede Ali Ekrem Bolayır, Servet-i Fünûn şiirinin bazı yönlerini eleştirmiştir. Kendi içlerindeki bu tartışma, Servet-i Fünûn topluluğunun dağılmasına neden olan olayların başında gelmektedir.

 Bu dönemde eleştiri alanındaki en önemli sanatçı Ahmet Şuayb’tir.

 Eleştiriyle ilgilenen diğer sanatçılardan bazıları, Cenap Şehabettin, Halit Ziya, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit ve Ahmet Hikmet’tir.

Servet-i Fünûn Edebiyatı Sanatçıları

  Tevfik Fikret Cenap Şahabettin Halit Ziya Uşaklıgil Mehmet Rauf Hüseyin Cahit Yalçın Süleyman Nesîb Ali Ekrem Bolayır Hüseyin Suat Yalçın Süleyman Nazif Ahmet Reşit Rey Hüseyin Sîret Özsever Faik Âli Ozansoy Celâl Sahir Erozan Safvet-i Ziya

FECR-İ ÂTİ EDEBİYATI (1909-1912)

1901’de Servet-i Fünûn topluluğunun dağılmasından 23 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanına kadar geçen süreçte Türk edebiyatında yayın hayatında bir hareketsizlik yaşanmıştır. Ancak bu durum, dağılmış olan Servet-i Fünûn edebiyatı sanatçılarının edebi çalışmalardan tamamen uzaklaştığı anlamına gelmemelidir. Sanatçılar II. Abdühamit’in giderek artan baskıcı yönetiminde yayınlamasa da eserler vermeye devam etmiştir. Hatta bu sanatçıların yanı başında, Servet-i Fünûn’u eleştirseler de yine onlardan beslenen yeni genç bir nesil yetişmiştir. Yetişmekte olan bu yeni nesil arasında Ahmet Haşim, Yakup Kadri, Refik Halit Karay, Fuat Köprülü gibi gelecekte Türk edebiyatında söz sahibi olacak sanatçılar bulunmaktadır. İstibdat Dönemi’nin sona ermesiyle yeni bir edebî hareket oluşturmak isteyen bu gençler bir araya gelerek 1909’da “Fecr-i Âti” edebiyatını kurmuşlardır. Yakup Kadri bu yeni oluşumu şöyle anlatmaktadır: “(…) edebiyatımızda yepyeni bir devrin başladığına kanaat getiren Şahabettin Süleyman, kalburüstü görünen ne kadar şair ve yazar varsa, kapı kapı dolaşıp aradı, buldu ve sahibini tanıdığı ‘Hilal’ Matbaası’nın bir odasında - bugünkü deyimiyle- bir açık oturuma çağırdı” (Karaosmanoğlu, 2015:27-28). Toplantıya geçici başkan olarak katılan Faik Ali Bey, topluluğa Fecr-i Âti adını vererek aynı zamanda topluluğun isim babası olmuştur. Böylece 1909 yılında Fecr-i Âti topluluğu kurulmuş olur. Sanatçılar daha sonra 24 Şubat 1910’da Servet-i Fünûn dergisinde yayımladıkları “Fecr-i Âtî Encümen-i Edebîsi Beyannâmesi” başlıklı bildiri ile edebiyat dünyasındaki yerini resmen almıştır. (Fecr-i Âti Encümen-i Edebiyyesi, 1910, s. 227). “Sanat şahsi ve muhteremdir.” anlayışıyla yola çıkan bu sanatçılar, beyannamede öne sürdükleri hedefleri yerine getirememiş ve Servet-i Fünûn edebiyatının davamı olmaktan öteye gidememişlerdir. Sonunda Türk edebiyatına önemli bir yenilik getiremeyen Fecr-i Âti topluluğu, Genç Kalemler dergisiyle birlikte doğan Milli edebiyat hareketinin de etkisiyle 1912 yılında dağılmıştır.

Fecr-i Âtî Encümen-i Edebîsi Beyannâmesi

Fecr-i Âtî topluluğu edebi beyannamesi Türk edebiyatının ilk edebi bildirisi olması açısından önemlidir. Ancak bu beyannamede öne sürülen fikirlerin birçoğu gerçekleştirilememiştir. Bildiri genel olarak şu başlıklar altında toplanabilir:

 Edebiyatın önemli ve ciddi bir iş olduğu halka anlatılacaktır.

 Fecr-i Âti topluluğu, Avrupa’daki benzerlerinin küçük bir örneği olarak dil, edebiyat ve sosyal bilimlerin gelişmesine katkı sağlayacaktır.

 Farklı fikirler bir araya getirilerek bu fikirlerin çatışmasından hakikate ulaşılması sağlanacaktır.

 Fecr-i Âti sanatçılarının eserlerinden oluşan bir kütüphane kurulacaktır.

 Batılı eserler bizzat tercüme edilerek ve ödüllü yarışmalarla dışarıdan seçilen kişilere tercüme ettirilerek halka tanıtılacaktır.

 Halka açık konferanslar verilerek halkın edebi zevkinin ve bilgisinin artması sağlanacaktır.

 Türk edebiyatı eserleri Batı’ya, Batılı eserler de Türklere tanıtılarak Türk ve Batı edebiyatı arasında köprü vazifesi görülecektir.

 Yayın organı olarak Servet-i Fünûn dergisini kullanılacaktır. (Fecr-i Âti Encümen-i Edebiyyesi, 1910, s. 227)

Fecr-i Âti Edebiyatının Genel Özellikleri

 1909 yılında kurulan Fecr-i Âtî (Geleceğin Işığı) edebiyatı, “Sanat şahsi ve muhteremdir.” anlayışıyla ortaya çıkmıştır.

 1910 yılında Servet-i Fünûn dergisinde yayımlanan “Fecr-i Âtî Encümen-i Edebîsi Beyannâmesi” başlıklı bildiri ile kendilerini edebiyat dünyasına resmen tanıtmışlardır.

 Bu beyanname, Türk edebiyatının ilk edebi bildirisi olması açısından önemlidir.

 Beyannamede öne sürülen fikirlerin birçoğunu gerçekleştiremeyen Fecr-i Âtî topluluğu, Türk edebiyatında önemli bir ilerleme kaydedememiştir.

 Servet-i Fünûn edebiyatını eleştirmelerine rağmen onların tekrarı ve devamı olmaktan öteye gidememişlerdir.

 Servet-i Fünûn edebiyatında olduğu gibi dil ağırdır.

 Şiirde aruz ölçüsü kullanılmıştır.

 Serbest müstezat daha da genişletilmiştir.

 Servet-i Fünûn’da olduğu gibi şiirde parnasizm ve sembolizmden etkilenilmiştir.

 Sembolizmin etkisiyle şiirde musikiye önem verilmiştir. (Ahmet Haşim)

 Şiirde genellikle aşk ve tabiat konuları işlenmiştir.

 Fecr-i Âti şiirinin en önemli temsilcisi, Türk edebiyatının da en büyük şairlerinden biri olan Ahmet Haşim’dir.

 Servet-i Fünûn’da olduğu gibi roman ve öykülerde realizm ve naturalizmden etkilenilmiştir.

 “Genç Kalemler” dergisiyle birlikte Milli edebiyat hareketinin başlamasının da etkisiyle Fecr-i Âti topluluğu 1912 yılında dağılmıştır.

 Fecr-i Âti sanatçılarından bazıları şunlardır:

 Ahmet Samim, Ahmet Haşim, Emin Bülent Serdaroğlu, Emin Lami, Tahsin Nahit, Celal Sahir, Cemil Süleyman, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Refik Halit Karay, Şahabeddin Süleyman, Abdülhak Hayri, İzzet Melih Devrim, Ali Canip Yöntem, Ali Suha Delibaşı, Faik Ali Ozansoy, Fazıl Ahmet Aykaç, Mehmet Behçet Yazar, Mehmet Rüştü, Fuat Köprülü, Müfit Ratip, Yakup Kadri ve İbrahim Alaettin Gövsa.

 Fecr-i Âti topluluğunun dağılmasından sonra, Refik Halit Karay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Ali Canip gibi birçok sanatçı Milli edebiyata katılmıştır.

 Sonuçta Fecr-i Âti, edebiyata hevesli bir grup gencin oluşturduğu kısır bir hareket olarak kalmıştır. İlerleyen yıllarda topluluğun birçok sanatçısı, edebiyata meraklı gençler olduklarını ancak hareketin yeterince bilinçli ve düzenli olmadığını kendileri de kabul etmişlerdir.

Fecr-i Âti Edebiyatı Metin Türleri

Şiir

 Fecr-i Âti şiiri Servet-i Fünûn şiirinin devamı niteliğindedir.

 Servet-i Fünûn edebiyatında olduğu gibi dil ağırdır.

 Şiirde aruz ölçüsü kullanılmıştır.

 Serbest müstezat daha da genişletilmiştir.

 Şiirde parnasizm ve sembolizmden etkilenilmiştir.

 Sembolizmin etkisiyle şiirde musikiye önem verilmiştir. (Ahmet Haşim)

 Şiirde genellikle aşk ve tabiat konuları işlenmiştir.

 Fecr-i Âti şiirinin en önemli temsilcisi, Türk edebiyatının da en büyük şairlerinden biri olan Ahmet Haşim’dir.

Roman ve Hikâye

 Fecr-i Âti roman ve öyküsü Servet-i Fünûn’un devamı niteliğindedir.

 Servet-i Fünûn edebiyatında olduğu gibi dil ağırdır. Hatta bazen daha da ileriye giderek yapmacık bir dil kullanılmıştır.

 Realizm ve naturalizm akımlarından etkilenilmiştir.

 Dönemin romancıları, Süleyman Cemil ve İzzet Melih’tir.

 Fecr-i Âti topluluğu içinde yer alan Yakup Kadri ve Refik Halit gibi romancılar asıl kimliklerini ve başarılarını Milli edebiyat hareketi içinde kazanmışlardır.

Tiyatro

 II. Meşrutiyet’in ilanıyla İstibdat Dönemi’nin sona ermesi tiyatronun da hız kazanmasını sağlamıştır.

 Bu süreçte sayıca çok tiyatro eseri verilmesine rağmen tiyatroda ciddi bir başarı sağlanamamıştır.

 Ortaya konulan eserlerin çoğunun konusu tarih ve İstibdat Dönemi’dir.

 Fecr-i Âti’de tiyatroyla ilgilenen sanatçılar, Şahabettin Süleyman, Tahsin Nahit ve Müfit Ratip’tir.

Eleştiri

 Fecr-i Âti topluluğu ilk eleştirisini Servet-i Fünûn’a yöneltmiş ve böylece onun yerini almayı amaçlamıştır. Daha sonra kendisine yapılan eleştirilere yanıt vermiştir.

 Fecr-i Âti edebiyatına en sarsıcı eleştiri aynı zamanda onların sonun da hazırlayacak olan “Genç Kalemler” dergisinden gelmiştir. Bu tartışmalar genellikle edebiyat dili üzerinden ilerlemiştir.

Fecr-i Âti Edebiyatı Sanatçıları

  Ahmet Samim Ahmet Haşim Emin Bülent Serdaroğlu Emin Lami Tahsin Nahit Celal Sahir Cemil Süleyman Hamdullah Suphi Tanrıöver Refik Halit Karay Şahabeddin Süleyman Abdülhak Hayri İzzet Melih Devrim Ali Canip Yöntem Ali Suha Delibaşı Faik Ali Ozansoy Fazıl Ahmet Aykaç Mehmet Behçet Yazar Mehmet Rüştü Fuat Köprülü Müfit Ratip Yakup Kadri İbrahim Alaettin Gövsa

Anahtar Kelimeler : Türk,edebiyatında,Batılılaşma,hareketi,ilk,olarak,1860’ta,Tanzimat,edebiyatıyla,başlamıştır.,Bu,yenileşme,hareketinin,birinci,dönemini,Şinasi,,Namık,Kemal,,Ziya,Paşa;,ikinci,dö..