Bu yazı Hasan ERYILMAZ tarafından 17.07.2020 tarihinde Felsefe kategorisine yazıldı. İnsanın özgür olduğunu belirleyen ölçüt, davranışları mıdır? Tartışalım

makale içerik

Davranışların özgürlüğümüzün ölçütü olarak görülmesi nedeni, istiklal ilkesi ile doğru orantılıdır. Eğer davranışlarımız hiç bir şeyin etkisi alında kalmadan salt “isteğimiz” doğrultusunda gerçekleşiyor ise, özgür olduğumuzdan bahsedebiliriz. Ancak psikoloji, nöroloji ve nöropsikoloji bilimlerinin ortaya koyduğu üzere, bireyin her “şeyden” bağımsız bir şekilde alışkanlık göstermesi mümkün değildir. Bu nedenle insanın özgülüğü teriminin ölçütü sadece “davranış” olarak alırsak, özgür olmadığımız doğruyu ile karşı karşıya kalırız. Dünyaca meşhur nörologlardan biri olan David Eagleman, karakteri “2” şeyin oluşturduğunu söyler. Bunlardan ilki genetik gerçekliğimizdir. Beyin, genetik gerçeklik sınırları içerisinde var olmak zorundadır. Davranışlarımızın ise beyin dediğimiz organdan bağımsız olması olası değildir. Bu nedenle bizlere yüklenen ilk program olan genetik, belli sınırları da beraberinde getirir. Karakteri meydana getiren bir diğer faktör ise çevredir.

 

Doğumumuzdan itibaren bir çevre içinde varlığımızı sürdürürüz ve bu çevrenin durumu, karakterimizin oluşumunu doğrudan etkileyen bir faktördür. Karakteri gerçekleştiren bu iki durum, ne olursa olsun bizim seçimimiz ve kontrolümüz altında değildir. Genetik gerçeklik, anne ve babamızdan mecbur bir şekilde bize verilmiş biyolojik sınırdır. Çevremiz ise, biz daha kendimizin farkına varmadan çoktan oluşmuştu bile. Bu nedenle haiz olduğumuz karakter, bizim seçimlerimiz doğrultusunda oluşmuş görünmüyor. Ancak “her şeyden bağımsız olarak düşünebilir miyiz?” sorusu, felsefe çevrelerince tartışılmaya devam eden bir konudur. Son olarak özgürlüğün ölçütünün davranışlar olduğu düşüncesine varabilmek için henüz çok erken görünüyor.

Anahtar Kelimeler : Davranışların,özgürlüğümüzün,ölçütü,olarak,görülmesi,nedeni,,istiklal,ilkesi,ile,doğru,orantılıdır.,Eğer,davranışlarımız,hiç,bir..