Tarihten Günümüze Uygur Türkleri ve Doğu Türkistan’ın Bugünkü Durumu Hakkında Bir Yazı

Bu yazı Hasan ERYILMAZ tarafından 27.02.2021 tarih ve 23:55 saatinde Tarih kategorisine yazıldı. Tarihten Günümüze Uygur Türkleri ve Doğu Türkistan’ın Bugünkü Durumu Hakkında Bir Yazı

makale içerik

Tarihten Günümüze Uygur Türkleri ve Doğu Türkistan’ın Bugünkü Durumu Hakkında Bir Yazı

Uygur Türkleri , Türk tarihinde ilk yerleşik hayata geçen,Türk Milletinin ilk kültür ve medeniyetini şekillendiren ve çağdaş anlamda  Uygur – Türk devletini kuran  oldukça kadim Türk boylarındandır.  Türk tarihinde ilk şehircilik,Mimarlık,din ve kültürünün temellerini atmışlar  bununla birlikte  çağdaş tarım  yapmışlar ve zamanı iqem yolunun ilk Kervancıları ve tüccarları olarak tarihe geçmişlerdir. Türk tarihinde ilk kere kent ve kasabalar kurmuş ve  ilk Türk mimari eserlerini   inşa etmişlerdir. Şehir hayıtı ve  kültürünü başlatmışlar  ve  18 harften oluşan ilk Türk alfabesi olan Uygur alfabesini buluş etmişlerdir.   Uygur Türklerinde tahsilli payı fazlaca yüksekti, Türeyiş ve Göç destanları Uygurlara ilişkin olup,  “Orta Oyunu” Uygurlardan gelmektedir. Gök allah inancını terk edip yabancıların  dinine kanan ilk Türk topluluğudur , Bögü Kağan zamanında Mani dinine girmişlar ve sonrasında Karahanlılar zamanında islam dinini kabul ederek Türk tarihinin en en kuvvetli ve en görkemli devrini Türk Milletine hediye etmişlerdir.  

 

Bir Su Mühendislik Harikası Olan Karizler Uygurların Buluşudur

Uygur Türkleri, Doğu Türkistan’ın Turfan bölgesinde ‘Kariz’  ismi verilen günümüzde de  büyük bir alaka ile karşılanan bir su mühendislik harikası olan  yer altı su yayınlarını inşa etmişlerdir.  ‘Turfan Karızları!’ diye adlandırılan  bu yer altı su kanalları Uygur Türklerinin dünya medeniyetine  oldukça mühim ve en büyük hediyesidir . Uygur-Turfan Karız Su Kanalları Doğu Türkistanda Turfan bölgesinde yapılma yeraltı su şebekesi sistemidir. Dünya medeniyet tarihinin en mühim buluşlarından biridir. Uygurlar,bugün  ekstansif yanı Modern teknikler kullanılarak   tarım  yapmışlardır.

Akupunktür Tedavi Yöntemi  Uygurların Buluşudur

Uygurlar, ilmi anlamda tıpta birçok yeniliğe imza atmıştır.Akapunturu tarihte evvela keşfeden ve tatbik eden UYGUR TÜRKLERİ’dir. Çinliler ise sonrasında  bu tıbbı tedavii yöntemini Uygurlardan öğrenerek geliştirmişler ve bugünkü  çağdaş tedavi yöntemi haline getirmişlerdir.  Akupunktur,  ortalama 5 bin 300 senelik bir geçmişe sahiptir. İç Moğolistan’da Duo Lun Qi harabelerinde, 1963 senesinde meydana getirilen kazılarda, taştan yapılma aküpunktür  iğnesi  bulunmuştur. Arkeologlar ve tıp zamanı uzmanları, günümüzden 4 bin sene öncelerine ilişkin olduğu kabul edilen, yeşim taşından yontulmuş ve uçları sivriltilmiş  bu taş iğnenin ilk akupunktur iğnesi”Bianshi” olduğu mevzusunda hemfikirdirler.

Yapılan araştırmalarda bu taş iğne üstünde bulunan yazıların, eski Uygur Türklerine ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Doğu Türkistan’da Turfan Şehrinin civarlarındaki Eski Uygur başkenti olan İdikut’da, Uygur harfleriyle yazılmış, vücuttaki akupunktur noktalarını yayınlayan resimlerin yer almış olduğu yazıtlar bulunmuştur. Ayrıca M.S. 50. yıla ilişkin olduğu kabul edilen 2 bronz heykel de bu konudaki  görüşleri  desteklemektedir. Bu 2 bronz heykelin, Çinlilerden daha oldukça Uygur Türklerine benzemesi ve o dönemde bronz’a biçim verilebilen tek medeniyetin sahibinin  Uygur Türkleri olması, akupunkturun evvela Uygur Türklerince uygulandığını ve eğitiminin verildiğinin kanıtıdır. Geleneksel ve tarihsel Uygur Tıbbı(Ananevi Uygur Tıbbı) Uygur Tababetinde Dört Etken, Dört Durum, Dört Mizac ve Dört Sıvı (Kan, Balgam, Safra ve Sevda) nazariyesi vardır. İşte bu Dört Tadu (Madde) ‘dan ibaret olan ilkel materyalizm düşüncesi temelinde oluşturularak rahatsızlıkların teşhisi ve tedavisi için dayanak sağlanmıştır. Günümüzde Uygur Tababeti, batı tıbbından değişik bir felsefe yardımıyla Vitiligo (Samyeli) hastalığı benzer biçimde tedavisi zor birçok hastalıkta büyük yeniliklere damgasını vurarak tıp dünyasının dıkkatini çekmektedir. Kursi İmsak, Kursi İpar benzer biçimde müessir ilaçları 1997’den itibaren Amerika, Japonya ve Singapur piyasasında yerini almıştır. Uygur tababetine ilişkin 202 çeşit deva Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Farmakopisince (İlaç Rehberi) resmen onaylanmıştır .

Hastalıkların Müzikle Tedvi Yöntemi Bir Uygur  Buluşudur

Uygurlar, rahatsızlıkların tedavisinde müzikle terapi yönteminide kullanmışlar. 3 bin  sene ilkin Gök allah dinine mensup olduğu çağlarda Kam, Pirhon ve Bahşılar   kapalı bir mekanda  yakılan büyük bir ateş kümesinin çevresinde  hastaları öteki insanların desteğiyle ateşin çevresinde döndürerek  ilahiler ve şarkılar söylemek ve dans etmek sureti ile hasta tedavi seansları ve merasimleri icra ederlerdi.

Uygurlar islamiyeti kabul ettikten sonrasında Bakşilar aynı şekilde  hastaları ateşin çevresinde döndürerek  yüksek sesle Kur’an kiremden ayetler kıraat ederek, Naat  Şerifler,Mevlütler ve kasidele okuyarak ve Ahmet Yesevi Hazretlerinden Hikmetler okuyarak  tedavi etmeyi sürdürmüşlerdir.  Bu tedavi yöntemine ise,”Pir Oynatmak” ismini vermişilerdir.

Uygurlar , Müslüman olduktan sonrasında İmam Buhari, İmam Tirmizi, İbn-i Sina, Ebunasril Farabi, Fergani, Zimahşeri, Sekkaki benzer biçimde büyük Türk İslam bilgin ve bilginlerinin eserleri ile İslam  Dünyasının  kütüphanelerini zenginleştiren, dünya bilim adamlarının  ufkunu  ve zihnini açmış ve onlara doğru ve bilim yolunu göstermişlerdir.

Uygur Türklerinde Din

Uygurlar,eski Türk dini Göktangrıcılık,Manizm,Budizm,Nesturi Hristiyanlık ve son olarak İslam dinini kabul etmişlerdir.

Bögü Kağan zamanında girdikleri Manihaizm dini iyi ata binen, iyi ok atan Uygur Türklerini yozlaştırmak, onların ulusal ve tinsel değerlerini çökertmekten başka hiç bir işe yaramamıştır. Mani Dini: Avlanmayı, et yemeyi ve savaşmayı yasaklayan bir dindi. Aynı zamanda Mani dini şehirli ve  bir tüccar dini idi. Bu yüzden Uygurları yerleşik hayata alıştırmış ve savaşçı özelliklerini kaybettirmiştir.

Uygurlar içinde Mani rahiplerine «MOÇAK» adı verilmiştir. Mani dininin birtakım rahipleri zaman zaman birkaç yıl asla yerlerinden hareket etmezlerdi. Bazıları ise bu dini yaymak için durmadan geziyorlardı.

Uygurların Mani dini terimlerini Uygur Türkçesine çevirmeleri onlarda yüksek bir millet bilincinin bulunduğunun göstergesidir.

Manizm sonrası girilen Budizm(Burkancılık)le Uygur Kağanları Buda’nın köhne akideleri ile Uygur Türk boylarına yeni bir soluk vermek istiyorlardı. Bu Uygurlar için iman anarşisine giden yolu bütünüyle açmış ve beklenen dini refah ve sulh bir türlü temin edememiştir.

Uygur Türklerinin Nasturi Hristiyanlığa girmesi Büyük Türkistanda Nasturi oldukları malum ilk göçebe Türk kabileleri Kereitler ve Öngütlerdir. Uygurlar içinde Nasturiliğin yayılmasında bu Türk kabilelerinin büyük tesiri  olmuştur.  Hatta Kereitler, Hristiyanlığı Moğol hanının Sarayına ve ailesine  kadar yaymayı başarmışlardır. Mangu, Kubilay ve Hülegü hanların anası Kereit prensesi olup bununla birlikte gayretli bir Nasturi Hristiyan idi .

Din mevzusunda fazlaca hoş görülü olan Uygurların , Budizm ve Maniheizmin yanı sıra Nesturi Hristiyanlığı benimsemiş oldukları bilinmektedir. Hatta bugün Diyarbakır Keldanileri piskopos kütüphanesinde Garatu-Uriyang (Hristiyan Uygurlar) padişahının kız kardeşi Orangul Sultan için yazılmış Süryanice el yazması İncil sayfaları bulunmaktadır.

6. çağ ortalarında eski Uygurlar içinde Nasturî Hristiyanlık müritlerinin olduğu bilinmektedir.  Tang sülalesi döneminde (635’te) Nasturi rahibi Alopen, İran üstünden Çin’in eski başkenti Chang’an şehrine gelmiş , Nasturilik Doğu Türkistan topraklarında yayılmaya başlamıştır. Daha sonraki yıllarda ise, Nasturilik Koço (bugünkü Turfan)  bölgesinde de müessir olmuş ve Yüen sülalesi döneminde genişleyerek Kaşgar, Yarkent, Kumul, Turfan, Urumçi, Hoten, Kuça ve Bariköl benzer biçimde bölgelerine kadar de  yayılmıştır.

Nasturilik, Uygurlar içinde uzun bir müddet müessir olmuştur. Nitekim 13. yüzyılda ipek Yolu’yla merkezi Asya’ya gezi eden Marco Polo, uğramış olduğu derhal her yerde Kaşgar ve Yarkent’te Nasturilere rastladığını belirtmektedir.

Nasturilik ,Uygur fotoğraf sanatını da büyük miktarda etkilemiştir. Nasturiliğin yayılmasıyla beraber, batının  fotoğraf sanatı Uygurlar içinde yayılmış ve batının fotoğraf sanatı misal alınmıştır.

Uygurların İslam Dinini Kabul Etmeleri   

Uygurların, İslamla tanışması 840’l i yıllarda başlar.932 senesinde Karahanlılar döneminde. Karahanlılar devletinin  pernslerinden ve Karahanlı Hükümdarının Ovey oğlu  Satuk Buğra .Bir gece rüyasında peygamberimizi görür ; Peygamber Efendimiz kendisini İslama çayır eder.Sabah uyandığında de Müslüman olur.Abdülkerim adını alan Satuk Buğra . Kaşgar’da bulunan 300 Budist tapınağını Camiye çevirir.Daha sonrasında Tarım bölgesindeki Uygur şehirlerine seferler düzenler  ve  bu bölgelerın de Müslüman olmalarını sağlar. Bu dönemde Türkistan’daki’ Türk kavimlerinin büyük bir bölümü İslam dinini kabul ederek “İslam Medeniyeti” içinde bütünleşmişlerdir. Bununla birlikte Uygur Medeniyeti İslam Medeniyeti ile birleşerek “Uygur İslam Medeniyeti” ismi verilen zamanı büyüme dönemi başlamıştır. Bu dönemde Kaşgar şehri Karahanlı sülalesinin dini,siyasi  ve kültürel bir merkezi olarak tarihe geçmiştir.

Satuk Buğra’nın İslam’ı kabul etmesinin ardından  932 -1216 yılları arasındaki devre Doğu Türkistan’ın altın dönemi olarak bilinir. Medreseleri ve tedris kurumları ile ünlenen Türkistan, bu devre süresince dünyanın dört bir yanından gelen öğrencileri konuk etmiş, tarihe doğrultu veren devlet ve bilim insanları yetiştirmiştir.

Uygur Türkleri  Eğitim ve Bilim’de de Öncü Rol  Oynamışlardır 

Karahanlılar döneminde “İkinci Buhara” olarak anılan zamanı kent Kaşgar’daki “Hanlık Medresesi” Saciye Medereseleri,  “Eydgah Medresesi”, “Oda Aldı Medresesi”, “Beglik Medresesi”, “Çarsu Medresesi” ve “Meyve Pazarı Medresesi” benzer biçimde yüksek bilim ve öğrenim kurumları  bu devirde kurulmuş ve günümüzee kadar gelen  bilim yuvalarıdır. Bunlardan Kaşgar’daki yüksek tedris konumunda olan “Saçiye Medresesi”, ”Hamidiye Medresesi”, “Mahmudiye Medresesi” benzer biçimde medreseler, yalııız Uygur Türkleri’nin değil, Türk-İslam aleminin de mühim kültür ve öğrenim merkezlerinden biri olarak kabul edilir

Uygurlarda Dil,Edebiyat  ve Kültür 

Dil anlamında Uygur Türkçesi Altay dil grubunun “Hakaniye”  koluna mensuptur.İslamiyet öncesi Uygur edebiyati Mani dini ve Budizmin etkisindedir.

Manizm süreci Uygur edebiyatının en mühim eserleri Huastuanift: Maniheizm’in öğretileri çerçevesinde yazılmış bir tövbe ve yakarış kitabıyla Irk Bitig: isimli 930 senesinde ve Köktürk harfleriyle kaleme yazılmış olan(Fal Kitabı), Manizm tesirinde yazılmış mühim bir metindir. İçinde dine ilişkin unsurlar bulunmakla birlikte dinî bir yapıt değildir; bir fal kitabıdır.

Budizm süreci(Burkancılık) süreci yazılan Kalyanamkara Papamkara, Altun Yaruk ve Sekiz Yükmek isimli eserler, Budizm’i özetleyen dinî metinlerdir.

İslamiyet süreci Uygur edebiyatı Eski Türk edebiyatının en kıymetli eserleri olan Divanû Lûgat-it Türk, Kutadgu-Bilig, Atabet-ül Hakayık… benzer biçimde altın kitaplar Türkçe’nin bu lehçesi ile yazılmıştır. . Türk tarihli en mühim şairlerden Alî Şîr Nevâyî’nin Çahardivan’ı, Hemse’si, Kaşgârlı Mahmud’un “Divan-i Lügatit Türk”ü, Yusuf Has Hacip’in Kutatgu Bilig isimli eserleri bu dille yazılmıştır. İmam-ı Ebü’l-Fütuh Abdülgafur’un Tarih-i Kaşgar(Kaşgar’ın Tarihi) isimli emekleri bu devrin en mühim yapıtlarıdır. Uygur Türklerinin tarihte yarattığı parlak medeniyetler ve dünya uygarlık hazinesine yapmış olduğu katkıların tamamı Uygur Türkçesi’nin kuvvetiyle olmuştur.

Uygur  Türklerinde Yazı ve Alfabe 

Eski Türklerin yazıda kullandıkları ikinci millî alfabe Uygur alfabesidir.

Uygur yazısı, sağdan sola doğru yazılırdı. Alfabede 18 harf vardır ve harfler çoğu zaman birbirleriyle bitiştirilir.

VIII. yüzyılın ilk yarısında kullanılmaya başlamış, diğeri Türk kavimleri içinde da yayılmıştır. X. yüzyıldan itibaren yerini Arap alfabesine bırakmakla beraber derhal önemini kaybetmedi.

Moğol hakimiyetinin kurulmasıyla (XIII. çağ) yine canlanmış, uzun vakit Moğolların resmî yazısı olmuştur.

Uygur Türklerinin Buluşu ; Matbaa 

Kağıt ve baskı tekniği Uygurlarca bilinmekte idi. Baskı tekniğini (matbaa) ilk kullanıcıların Çinliler olduğu görüşü yanında, bir kısım araştırmacılar da matbaanın ilk ilkin Uygurlarda kullanıldığı görüşündedirler.Uygurlar hareketli harfleri buluş edip.tahta harfli matbaayı kullanmışlardır

Matbaanın, batıya yayılmasında Uygurların büyük görevi olmuştur. ( Avrupa, Moğollar aracılığı ile XIII. yüzyılda Uygur baskı tekniğinden haberdar olmuştur.) Gutenberg matbaanın mucidi değil ancak geliştiricisidir.

Uygurlar, Avrupa’dan yüzyıllar ilkin kağıdı biliyorlardı. Kağıdı, ilkin Araplar, VIII. yüzyılda ele geçirdikleri esirlerden öğrendiler ve Semerkant’ ta bir kağıt imalathanesi kurdular. Kağıt, XI. yüzyılda Arap fetihleriyle İspanya’ya, dolayısıyla Avrupa’ya yayılmıştır.

İslam  öncesi Uygur  Türkleri Tarihine Genel Bir Bakış 

Tarihçi Jean Paul Rouxa gore Uygurların soyları, Hiong-Nular’ın [Hunlar] ardılları olan Kao-Kiu Ting-Lingler’e (yahut Tö-Lolar, Tie-Lolar) kadar dayanmaktadır. Bilinen ilk Uygur Devleti, 744’te Kutluk Kül Bilge Kağan tarafınca kurulmuştur. 840 yılına kadar (ortalama 100 sene) yargı devam eden Uygur Devleti’nin sınırları; kuzeyde Baykal Gölü’nün kuzeyinden güneyde Tibet ve Çin Seddi’nin güneyine, batıda Seyhun (Siri Derya) Nehri’nden doğuda Mançurya’ya kadar uzanmaktaydı. Bugün, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı forsu üstünde bulunan ve tarihte kurulmuş on altı Türk devletini temsil eden onaltı yıldızdan birisi de Uygur Devleti’ne aittir. Bu ilk Uygur Devleti, 840 senesinde Kırgızlar tarafınca yıkılmış ve bünyesinden üç ayrı Uygur kökenli devlet çıkmıştır: İdikut (Turfan) Uygur Devleti (840 – 1275), Kensu Uygur Devleti

İslamiyet Dönemi Uygur Tarihi

Uygurlar, Karluk Türkleriyle birleşerek (870 – 1213) ’de Karahanlı Devletini kurdular. Bu devletin sınırları Batı Türkistan’ın Yedisu, Seyhun Fergana bölgeleriyle, Doğu Türkistan’ın Cungarya, Yarkent, Taklamakan çölü, Talas, Çu, Kaşgar bölgelerini kapsıyordu. Daha sonrasında şark ve batı diye ikiye ayrılan Karahanlılar devletinin batı kolu 1133’te, Doğu kolu da 1221’de Karahıtaylar tarafınca yıkıldı.

Uygurlar, Moğollar, Kartuklar ve Türkeşler birleşerek 1209’da Karahıtay’ların hakimiyetine son verdiler. Bu kere ismen Cengiz Han’a tabi, ama hakikatte müstakil olmak suretiyle Doğu Türkistan’ın şimal bölgesinde Uygurlar, cenup bölgesinde Doğlatlar ismiyle, birer devlet kuruldu. 1514 yılında Doğu Türkistan’da egemenlik Doğlatlar’a mensup Saidiye’lere intikal etti. Merkezi Yarkent olanKaşgar ve Hoten bölgesinde Saidiye devletini, 1679’dan itibaren merkezi Kaşgar olan  Orta şark orjinli Hocaların Mezhep ağırlıklı   saltanatı takip etmiştir.

Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını kalıcı olarak yitirmesiyle sonuçlanacak olan vakalar zinciri, bu devletin kurulmasıyla başlar. Seidiye Devleti, kurulmasından itibaren Hocalar’ın tesiri altında kalmıştır. 1674’e gelindi- ğinde ise Aktaglık ve Karataglık Hocaları’nın çekişmeleri doruğa ulaşmış ve Aktaglık Appak Hoca’nın V. Dalay Lama ve Kalmuklar ile yapmış olduğu ittifak cevabında Seidiye Devleti yıkılmıştır. Seidiye Devleti’nin Kalmuklar tarafınca yıkılmasından sonrasında, 1759’daki Mançu-Çin istilasına kadar sürecek olan Hocalar Dönemi başlamış olur. Bu devrin günümüze yönelik en büyük tesiri, Aktaglık ve Karataglık Hocalar arasındaki ara sıra birbirlerine karşı Çin ve/yada Kalmuklarla ittifak meydana getirecek kadar ileriye giden iktidar çekişmesinin, Doğu Türkistan’ı zayıflatması ve ülkeyi Çin’in istilasına aleni hale getirmesidir.

Uygurların Anadolu’da Kurduğu  devlet : Eretna Beyliği 

Anadolu  Büyük Selçuklu  Devletinin zayıflayarak dağılması sürecinde İlhanlı Devletinde bir Üst rütbeli komutan olan  Uygur Türkü,Alaattin Eretna Bey Kayseri Merkezli olarak Orta Anadolu’da sınırları en geniş olan  Eratna Beyliğini kurmuştur. Alattin Eretna Bey halen Kayseri’deki türbesinde (Köşk Medresesi arasında bulunmakatadır.)  sonsuz uykusunu uyumaktadır. Uygurlar, Göktürkler devrinde  Orhon bölgesinin yukarı Selenge   ırmağı dolaylarında  yaşamışlardır.  Uygur Türkleri On boydan meydana gelmiş olup, onun için On Uygur benzer biçimde de anılmışlardır. Uygurlar’ın başlarındaki idareciler, elteber (İltebir)  unvanını taşıyorlardı .

Doğu  Türkistan’a Yönelik  İlk Mançur-Çin İstilası 

Doğu Türkistan’da çıkan dahili kargaşalıklardan faydalanan Mançu sülalesi idaresindeki Çinliler 1757-1759 içinde Doğu Türkistan’ın şimal bölgesini 1760’da da cenup bölgesini fiilen zapt ve işgal ettiler.

1750’de Çin işgali başlamış ve 1862 geçmişine kadar sürmüştür. Bu vakit arasında Doğu Türkistan’da 42 başkaldırı hareketi olmuştur.

Osmanlı Devletine Bağlı Kaşgariya İslam Devleti

1863’te Mehmed Yakup Bey, Kaşgar merkez olmak suretiyle devlet oluşturmayı başarmıştır. Bu devlet Abdülaziz’den istedikleri yardımı almışlardır. Mehmed Yakup Bey, en büyük desteği ise II. Abdulhamid tarafınca görmüştür.

Desteğe karşın kurulan devlet uzun ömürlü olamamıştır. Yakup Bey’in 1877 senesinde vefat etmesi üstüne Çin derhal Doğu Türkistan’a saldırmıştır. 18 Mayıs 1878’de Doğu Türkistan’ın tamamını işgal etmiştir. 18 Kasım 1884’te Çin imparatorunun direktifiyle 19. eyalet olarak Şin-cang (Xin Jian “Yeni Toprak”) adıyla direkt İmparatorluğa bağlanmıştır.

Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti (1933-1937)

1931 senesinde Kumul kentinde istiklal mücadelesi neticesinde bölgedeki Çinlilere karşı zafer kazanılmış ve 12 Kasım 1933’te Kaşgar’da Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti kurulmuştur.Hoca Hacı Niyaz cumhurbaşkanı duyuru edilmiştir.

Rus-Çin rekabetinden ötürü isyana yardımcı veren Rusya sonrasında kendi egemenliğindeki Türklere (Batı Türkistan) fena misal olacağı korkusuyla başkaldırı hemen sonra Çin’e yardımcı vererek kurulan devletin yıkılmasına destek olmuştur.

Doğu Türkistan Cumhuriyeti (1944-1949)

Mücadele devam etmiş, 1944 senesinde Gulca’da Çinlilere karşı yeniden galip gelinmiştir. Ayaklanmaya destekleyen Rusya, Gulca’da 1944 yılı Ekim ayında Şarkî Türkistan Cumhuriyeti’nin kurulmasına destek olmuştur. Gulca, Tarbagatay ve İli şehirlerini içerisine alan bu cumhuriyet bölgedeki Çin kuvvetlerini yenmiştir. Ancak Rusya bu süratli gelişmelerden korkup bu Cumhuriyetin yöneticilerini Çinliler ile anlaşmaya zorlamışlardır. 1946 senesinde iki hükümet içinde 11 maddelik bir metin imzalanıp birleşik hükümet kurulmuştur. Böylece bu devlet de Rusya’nın negatif tutumu neticesinde ortadan kalkmıştır.

Doğu Türkistan Mao Önderliğindeki ÇKP.Ordusu Tarafından İşgal Ediliyor 

Bu arada Mao Çin’e egemen olmayı başarmıştır. 1949 Eylül’ünde Doğu Türkistan’daki Çin birliklerinin komünist Çin hükümetine bağlılıklarını bildirmelerine üstüne Çin hiç bir askeri güç kullanmadan Doğu Türkistan’ı işgal etmiştir.

Çin’in isim değişikliği yaparak bölgenin Türklüğünü inkâr etmektir. ‘Böl ve yönet!’ taktiği çerçevesinde Doğu Türkistan’da yaşayan halkı 13 millete ayırarak bunlar için 10 ayrı muhtar bölge gerçekleştiren Çin; Uygur, Kazak, Kırgız, Tatar ve Özbekleri ayrı milletler olarak tanımlamıştır. Bölgeye ‘Sincan-Uygur Özerk Bölgesi’ denmesine mukabil Doğu Türkistan kendi kaynaklarının Çin anakarasına taşınmasına mani olamamaktadır. Uygur Özerk Bölgesi Komünist Parti komitesinin yürütme organı sürekli komitesinin 15 üyesinden ancak 3’ü Uygurken bu üyelerin idarî yetkileri yoktur.

Çin sömürgeciliğine karşı Uygurlar 60 den fazla ayaklanma çıkarmışlardır,Kaşgar,Turfan.Barın Gulca Urumçi ayaklanmaları Çin emperyalizmine karşı meydana getirilen ayaklanmalardır. Hem listeyi uzatmak aynı zamanda ayaklanmaların tarihini daha geriye götürmek mümkündür.

Günümüzde Doğu Türkistan  Ve Uygur Türklerinin  Durumu 

Uygurların,bugün nüfusları büyük Çin kırım ve soykırımlarına karşın 35 milyonu geçmektedir,büyük çoğunluğu �’dan fazlası Sünni Müslümandır,yalnızca Çinin Kansu bölgesinde yaşayan’’ Sarı Uygurlar’’ Budisttir, rakamları 20 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.Ulusal başlıkları ‘’Doppadır’’ Geleneksel yemeklerinin başlangıcında tandır ekmeği “Nan”gelir. Uygur erkeklerinin bayıla bayıla yediği Legmen de bu hamur harcı işlerindendir. Anavatanları Doğu Türkistan(Uygur özerk bölgesi) haricinde Batı Türkistanda,Kazakistan,Kırgızistan,Özbekistanda…mühim sayıda Uygur kökenli Türk vardır.Ayrıca Türkiye,Suudi Arabistan,Pakistan,Afganistan,Avrupa ülkeleri,Avustralya,Kanada ABD’de Uygur nufüsu bulunmaktadır.

Dünya ve Türk geçmişine büyük katkıları olan Uygur Türklerinin İlk tarih sahnesine çıkışlarıyla, Çin esaretine düşüşlerini özetlemek gerekirse söylemeye çalıştım. Tabii ki Uygur Türklerinin tarihten günümüze tarihleri ile alakalı sayfalarca kitap yazılır.Bu mevzu bir kitaba sığmaz.Bugün Doğu Türkistanın bağımsızlığı ideali Uygur Türkleri için istiklal ölüme seve seve gidecekleri mübarek bir davadır.Bunu eniyi Türkleri tanıdığı olan Çinliler bilir. Bu Türklerin sönmeyen ateşidir.Bu Ateş Doğu Türkistan bağımsız oluncaya kadar sönmeyecektir.

KAYNAKLAR:

1. Mehmet Atıf, Kaşgar Tarihi, 1911, s.11

2. BAO. Yıldız Evrakı, Kısım 33,Evrak No :1638

3. Hızırbek Gayretullah, Altaylarda Kanlı Günler, İst.,1996 4. China Year Book 1935. s.106

5. Mao Ze Dung, Seçme Eserler, C.5 ”Tibet deki Orduya Talimatlar.” 6. Mirza Hayıt, Türkistan Devletlerinin Milli Mücadele Tarihi

7. Türkiye Diyanet Vakfı, İslâm Ansiklopedisi, c.8,İst, 1993, s.327 8. Meydan Larouse Ansiklopedisi C.21,s.212

9 .Hee-Soo Lee, İslâm ve Türk Kültürünün uzak Doğuya Y ayılması, T.D.V Yay.~ara1991 s.190-194

10. Türk Dünyası El Kitabı, C.l,T.K.A.E Yay, Ankara, 1992, s.61

11. Yeni Türkiye Dergisi, Sayı 15, Mayıs-Haziran 1997, s.1026

12. Lester R.Brown, Haal Kane, (Çev. Nilgün Karaşağı), Yannı Düşünmek, s.36 13. Lester R.Brown, Haal Kane, a.g:e. ,s.29

14. Lester R.Brown, Haal Kane, a.g.e. ,s.27-28

15. Yeni Türkiye Dergisi, Sayı 15, Mayıs-Haziran 1997, s.143

16)Uygur tababetinin kısca Tarihi Materyaller Toplamı: Çin Büyük Ansiklopedisi “Uygurlar Bölümü “hazırlama Kurumunun makalesi (29 Eylül,Pekin Sağlık Gazetesi)

17) “Şincang Uygur Tababetinin Kısaca Tarihi” – Wang Jende, Urumçi Sağlık Başkanlığı yayını I.kısım (Çinceden Uygur Türkçesine çeviren Veli Kurban).

Anahtar Kelimeler : Uygur,Türkleri,,,Türk,tarihinde,ilk,yerleşik,hayata,geçen,Türk,Milletinin,ilk,kültür,ve,medeniyetini,şekillendiren,ve,çağdaş,anlamda,Uygur,–,T&uum..

Pinterest Google News Sitesinde Takip Et Facebook Sayfamızı Takip Et Google Play Kitaplar