Uygurlarda Ekonomik ve Kültürel Hayat Nasıldır ?

Bu yazı Hasan ERYILMAZ tarafından 27.02.2021 tarihinde Tarih kategorisine yazıldı. Uygurlarda Ekonomik ve Kültürel Hayat Nasıldır ?

makale içerik

Uygurlarda Ekonomik ve Kültürel Hayat Nasıldır ?

Türk boylan arasında kendilerini en oldukca ticarete ve ekonomik kalkınmaya veren Uygurlar olmuştur. Aynı zamanda Uygurlar, yerleşik hayata geçen ilk Türk boylarından biri olmuştur. Yukarıda kısa tarihlerini verdiğimiz Uygurlar, 744-840 periyodu hariç, siyaseten müstakil kalma da pek başarı göstermiş olamamışlardır. Bu başarısızlıkta Uygur ileri gelenlerinin Mani dinini benimsemelerinin büyük görevi olmuştur. Zira, Mani dini, Türkler’in savaşçı ruhunu değiştirmiş, bu da onların siyasal mücadelelerde daha ileri gitmelerine etki etmiştir.

Esasında ise, halkın büyük çoğunluğu Mani dinini benimsememiştir. Fakat idareciler ve ileri gelenler bu dini benimsedikleri için halk bir şey yapamamıştır. Nitekim, lafda Mani dininin kabul edilmiş olduğu Uygur Kağanlığında halk bilahare Budizme büyük ilgi göstermiştir. Hatta bir kısım halk, Hıristiyanlığın bir kolu olan Nastürilik’e dahi alaka duymuştur. Fakat, Batı Türkistan Türkleri tarafınca büyük rağbet yayınlanan İslam dini, oldukca geçmeden Uygurlar içinde da hızla yayılmaya başlamıştır. İslam’ı karar veren Uygurlar ile öteki Müslüman Türk gruplarının oluşturduğu Karahanlı Devleti, bu içtimai karışıklığa son vermiştir.

Uygurlar çağı, Türk geçmişine pek oldukca ilkler” ın gerçekleştiği bir devir olmuştur. Bunların başlangıcında ise, Doğu Türkistan’ın tamamen Türkleşmesi gelir. Uygurlar, Doğu Türkistan’a geldikleri vakit buralarda Türk boylarından Basmiller yaşıyordu. Basmillerden başka birtakım İran menşeli grupların da yaşamış olduğu Doğu Türkistan’da Uygurlar, ilkin İran kökenli halkı kovmuş, sonrasında da kendilerine katılan Basmiller ile beraber yeni yurtlarında kendilerini ziraat, tecim, sanat ve kültüre vermişlerdir. Kaşgar, Hoten, Turfan ve Yarkent benzer biçimde şehirlerin yanına Kara-Hoço, Karabalsagun, Beşbalık, Karaşar, Kulca, Kumul, Urumçi, Aksu, Soçu ve Çerçen benzer biçimde yeni kentler kurulmuştur. Muntazam yollarla birbirine bağlanan bu kentler kısa zamanda birer sanat, tecim, endüstri ve kültür merkezleri haline gelmiştir. Zira, kendini ticarete veren Uygurlar kısa zamanda zenginleşmiş, bu zenginlik onları kültürel faaliyetlere sevk etmiştir. Bununla da yetinmeyen Uygurlar, Orta Asya’nın ve Çin’in belli başlı şehirlerinde, bilhassa İpek Yolu üstündeki şehirlerde, tecim yaşamının en etken elemanları olmuştur. Ülkede açtıkları sulama kanalları yardımıyla ziraatte çok ileri giden Uygurlar, gereksinim duydukları bitkileri ve meyveleri yetiştirmişler ve bu tarz şeyleri pazarlarda satmışlardır.

Bu arada yetiştirilen iyi kaliteli pamuk işlenerek pamuklu kumaş yapım edilmiş, yün ve yünlü kumaşlarla beraber bu mallar, Çinliler’in ürettiği ipekli kumaşlardan sonrasında Orta Asya ve Çin pazarlarında en oldukca aranan mallar olmuştur. Ayrıca, maden yönünden varlıklı olan Türk ülkelerinde, madenleri en usta bir biçimde işleyip satanlar Uygurlar olmuştur. Bu arada yetiştirilen oldukca sayıdaki hayvan ve hayvan ürünleri de Uygur ticaretinin mühim mallarını teşkil etmişti.

Uygurlar’ın bu ekonomik kalkınmaları onları kültür alanında da hamle meydana getirmeye sevk etmiştir. İş hayatında ziraatçının, tüccarın, sanatkar ve sanayicinin haklarım sakınan hukuki düzenlemeler (kanunlar) yapılma ve her insanın işini sıhhatli bir biçimde yürütmesi sağlanmıştır. Ayrıca, alım-satım işleri de birtakım kurallara bağlanmıştır. Bu kurallara uymayanlar iş ve tecim hayatından uzaklaştırılmıştır.

Ekonomik ve ticari hayatında ileri giden Uygur Türkleri, kültürel hayata kolayca geçmişlerdir. İlerlemiş sanayilerinde üretilen en mühim maddelerinden biri kağıt idi. Kağıt sanayiinde ileri gitmeleri Uygurlar’ı okuma-yazma alanında da ileri götürmüştür. Bunun neticesinde matbaayı keşfeden Uygurlar, Gök-Türkler’den sonrasında kendi alfabelerini kullanan ikinci Türk camiası olmuşlardır. Müteharrik harflerle kurulmuş olan Uygur matbaası, Türk kültür tarihinin en mühim hadiselerinden birini teşkil eder. 1902-1909 içinde Doğu Türkistan’da bilimsel incelem gezisi icra eden Alman Von Le Coq ile Grünwedel ve Fransız Pelliot Uygur alfabesinde baskı icra eden basımevi parçaları ve harflerini bulmuşlardır.

Kendi matbaası ve alfabesi olan Uygurlar, neticede tahsil ve tedris hayatında büyük başarılar sağlanmıştır. Bu da, onların dil ve edebiyat ile felsefe, din ve çeşitli bilim dallarında ileri gitmelerini sağlamıştır. Bundan başka Uygur Türkleri heykelcilik, resim, duvar resmi, çinicilik, kumaşçılık ve halıcılık sanat ve zanaat dallarında çok ileri gitmişlerdir. Bu arada Uygurlar’ın mimarlık alanında da ileri gittiklerini, şehirlerini surlarla çevirdiklerini, odalarının ve mabedlerinin içini renkli ve yaldızlı duvar resimleri ile süslediklerini bıraktıkları kültürel mirastan anlamaktayız. Yine duvar resimlerinden ve minyatürlerden anladığımıza göre, Uygurlar musiki ve dans alanlarında da ileri gitmişlerdir. Kısaca, Aurel Stein ve Sven Heden’in söylediği benzer biçimde, bu güzel ve yüksek uygarlığı yaratan Uygur Türkleri bugünkü tohumlan ile ne kadar iftihar etseler azdır. Uygur devletleri yıkıldıktan sonrasında pek oldukca Uygur prensi ve bilgini Moğollar’a ve Koreliler’e devlet ve hükümet kurma da ve yönetme de hocalık yapmışlardır.

 

Anahtar Kelimeler : Türk,boylan,arasında,kendilerini,en,oldukca,ticarete,ve,ekonomik,kalkınmaya,veren,Uygurlar,olmuştur.,Aynı,zamanda,Uygurlar,,yerleşik,hayata,geçen,ilk,Türk,boylarından,biri,olmuştur..

Pinterest Google News Sitesinde Takip Et Facebook Sayfamızı Takip Et Google Play Kitaplar