Bu yazı Hasan ERYILMAZ tarafından 29.05.2020 tarihinde Türk Dili kategorisine yazıldı. CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI (1923-…)

makale içerik

 
Cumhuriyet Dönemi Metin Türleri 
Şiir
1920-1935 Dönemi Türk Şiiri 
1. Eskiler  Sanat zevk ve anlayışları eski dönemlerde oluşan şairler Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı’nda da eser vermeye devam etmiştir.  Sanatçıların en temel özellikleri eski dönemlere nazaran dillerinin sadeleşmesidir.  Bu dönem kendi içinde “birici kuşak” ve “ikinci kuşak” olmak üzere ikiye ayrılabilir.  Tanzimat Edebiyatı ve Servet-i Fünûn Edebiyatı sanatçılarından oluşan birinci kuşak, insanın iç dünyasına yönelik eserler vermiştir. Bu şairlerinden bazıları, Abdülhak Hamit Tarhan (1852-1937), Cenap Şahabettin (1870-1934), Ali Ekrem Bolayır (1867-1937), Sâmih Rıfat (1874-1932), Faik Ali Ozansoy 1875-1950) ve Hüseyin Siret Özsever (1872-1959)’dir.  II. Meşrutiyet sonrası sanatçıların oluşturduğu kinci kuşak, insandan uzaklaşarak… Bu şairlerinden bazıları, Mehmet Emin Yurdakul (1869-1944), Ziya Gökalp (1876-1924), Mehmet Akif Ersoy (1873-1936), Celal Sahir Erozan (1883-1935), Neyzen Tevfik (18791953), Rıza Tevfik (1869-1949), Süleyman Nazif (1869-1927)’tir.   2. Yeniler 1. Geçmişe Dönük Geleneksel Şiirden Esinlenenler 
Bu anlayışın en önemli sanatçıları, Yahya Kemal Beyatlı ve “Beş Hececiler”dir. 
Yahya Kemal Beyatlı 
 
Beş Hececiler  
 Halit Fahri Ozansoy, Enis Behiç Koryürek, Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi Orhon ve Faruk Nafiz Çamlıbel’in oluşturduğu şiir topluluğudur.  İlk şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanan şairler daha sonra hece ölçüsünü kullanmaya başlamışlardır.  Şiirlerini sade bir dille yazmışlardır. Halk dili ve mahalli söyleyişler şiire girmiştir.  Şiirlerinin tonu hitabete kaçar.  Didaktik şiirler yazmışlardır.  Şahsi konulu ilk şiirlerinden sonra asıl başarıyı yakaladıkları şiirlerde memleket sevgisi ve toplum sorunları üzerinde durmuşlardır.  Hece ölçüsüyle başarılı eserler vermişiler “Hecenin Beş Şairi” ve “Beş Hececiler” olarak anılmışlardır. 
                                         
1 Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyat’ı hakkında bilgi verilirken (Korkmaz, et al., 2015) ve (Enginün, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı, 2018) temel kaynaklar olarak kullanılmıştır. 
2 Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı’nın şiir tasnifinde (Korkmaz, et al., 2015) örnek alınmıştır. 
 Şiir yazmaya Milli Edebiyat döneminde başlayan şairler asıl başarılarını bireysel de olsa Cumhuriyet Edebiyatı döneminde kazanmışlardır. 
Beş Hececiler Topluluğunun Sanatçıları (HEYOF) 
Halit Fahri Ozansoy 
Enis Behiç Koryürek 
Yusuf Ziya Ortaç 
Orhan Seyfi Orhon 
Faruk Nafiz Çamlıbel 
2. İçe Dönük Bireysel Yönelimler 
Bu anlayışın en önemli temsilcileri Ahmet Haşim ve Necip Fazıl Kısakürek’tir ve “Yedi Meşaleciler”dir. Sanatçılar estetik kaygıyı ön planda tutarak “ben merkezli” şiirler yazmışlardır. 
Ahmet Haşim 
Necip Fazıl Kısakürek 
Yedi Meşaleciler 
 Cevdet Kudret Solok, Yaşar Nabi Nayır, Muammer Lütfi, Vasfi Mahir Kocatürk, Sabri Esat Siyavuşgil, Ziya Osman Saba ve Kenan Hulusi Koray’ın oluşturduğu bir topluluktur.   1928 yılında şiirlerini “Yedi Meşale” adlı kitapta toplayan gençler “Yedi Meşaleciler” topluluğunu kurmuşlardır.  Kenan Hulusi Koray şiirle ilgilenmemiş sadece nesir yazmıştır.  “Yedi Meşale” adlı kitaplarının ön sözünde şiir anlayışlarını açıklamışlardır.  “Sanat sanat içindir.” görüşünü savunmuşlardır.  Sanat anlayışlarını “canlılık”, “samimiyet”, ve “daima yenilik” şeklinde ifade etmişlerdir.  Geçmişin soluk hislerine, son dönemlerin renksiz ve dar “Ayşe Fatma edebiyatı”na karşı olduklarını belirtmişlerdir.  Taklitten kaçınacaklarını ve şiirin konusunu genişleteceklerini söylemişlerdir.  Yedi Meşaleciler tıpkı Fecr-i Âtî topluluğu gibi hedeflerine ulaşamadan kısa sürede dağılmıştır. 
Yedi Meşaleciler Topluluğunun Sanatçıları (KeSMeCeYaVuZ) 
Cevdet Kudret Solok 
Yaşar Nabi Nayır 
Muammer Lütfi 
Vasfi Mahir Kocatürk 
Sabri Esat Siyavuşgil 
Ziya Osman Saba 
Kenan Hulusi Koray 
 
1935-1960 Dönemi Türk Şiiri 
Milli Romantik Anlayış  
 Milli romantik açılımın öncüleri Ziya Gökalp, Yahya Kemal Beyatlı ve Mehmet Akif Ersoy’dur.   İlk örneklerini II. Meşrutiyet’ten itibaren vermeye başlayan bu anlayış günümüzde de devam etmektedir.  Milli romantik açılım, Ziya Gökalp, Yahya Kemal Beyatlı ve Mehmet Akif Ersoy’un açtığı yolda ilerleyen farklı dünya görüşlerine sahip Cumhuriyet Edebiyatı sanatçılarının takip ettiği bir anlayıştır.  Gücünü Türk milletinin geçmişinden/tarihinden ve geleneğinden alan Milli romantik şiirin amacı milli bilinci uyandırmaktır.  Halk edebiyatı, Milli Edebiyat ve Beş Hececiler örnek alınmıştır.  Anadolu ve Anadolu halkının hayatı anlatılmıştır.  Şiirlerde sade bir konuşma dili hâkimdir.  Hece ölçüsü esas alınmıştır.  Milli romantik açılımın bazı sanatçıları şunlardır: Ömer Bedrettin Uşaklı, Zeki Ömer Defne, Şükûfe Nihal, Halide Nusret Zorlutuna, Ahmet Kutsi Tecer, Arif Nihat Asya, İbrahim Alaettin Gövsa, Orhan Şaik Gökyay, Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Cahit Külebi. 
Toplumcu Gerçekçiler 
“Toplumcu gerçekçilik” 1934’te “Sovyet Yazarlar Birliği Kongresi”nde alınan kararla Sovyetler Birliği’nin resmi sanat anlayışı kabul edilmiştir. Moskova’da düzenlenen kongrede Maksim Gorki toplumcu gerçekçi edebiyatın ilkelerini şu dört maddeyle belirtmiştir: 
“a. Toplumcu gerçekçilik daha önceki eleştirel gerçeklikten farklı olarak programatik bir edebiyattır ve bir tezi vardır. 
b. Bu edebiyatta insanı belirleyen en temel öge kolektivizmdir: ‘Sosyalist bireysellik ancak kollektif emek içinde gelişebilir.’ 
c. Toplumcu gerçekçi edebiyatta iyimser bir bakış açısı egemendir: ‘Yaşam eylemdir ve yaratmaktır. Yeryüzünde yaşayan insanın ulaşmak isteyeceği en son erek yeryüzünde yaşamak mutluluğudur.’ 
d. Bu edebiyat eğitsel bir işlevle yüklüdür: ‘Sosyalist bireyselliğin geliştirilmesi bu edebiyatın ana amacıdır.’” (Kahraman, 2000, s. 50) 
Batı’da doğan toplumcu gerçekçi sanat anlayışının bu ilkeleri başlangıçta Türkiye’dekiyle birebir örtüşmese de genel özelliklerini şöyle sıralanabilir:  
 Materyalist dünya görüşünün ve Marksizm’in şekillendirdiği bir edebi harekettir.  Halkçılık, köycülük ve hümanizm fikirleri üzerinde durulmuştur.  Toplumcu gerçekçiler sanatın din ve gelenekle olan bağlarını koparmıştır.  Sanatçı “toplumun ruh mühendisi”dir.  Yönetici ile halk arasındaki çatışma devrimci bir anlayışla dile getirilmiştir. 
 Toplumcu gerçekçi edebiyatın en önemli temsilcisi Nazım Hikmet Ran’dır.  Toplumcu gerçekçi sanatçılardan bazıları şunlardır: Nazım Hikmet Ran, Beşir Fuat, Hoca Tahsin Efendi, Abdullah Cevdet, Şevket Süreyya Aydemir, Vedat Nedim Tör, İlhami Bekir Tez, Salah Birsel, Attila İlhan, Rıfat Ilgaz, Ercüment Behzat Lav. 
Birinci Yeni Şiir Hareketi (Garip Hareketi) 
 Garip hareketi Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet’in 1941 yılında çıkardıkları “Garip” kitabıyla başlamıştır.  Orhan Veli’nin daha önce Varlık dergisinde yayınlanan beş makalesinden ilk dördü “Garip” kitabının ön sözünde toplanmıştır. Şiirle ilgili görüşlerin yer aldığı bu ön söz Birinci Yeni şiirinin poetikasını oluşturmaktadır.  Garip şiiri geleneğe ve kendinden önceki şiir anlayışlarına karşıdır.  Garip şiiri, “basitlik”, “sadelik” ve “aleladelik” ilkeleri üzerine kurulmuştur.  Mevcut şiir dilinin yapay olduğu ileri sürülerek sade konuşma dili kullanılmıştır.  Şiir “her şeyden önce manadan ibarettir.” anlayışıyla estetik kaygı ve anlaşılmazlık dışlanmış şiirde anlama önem verilmiştir.  “Yeni zevke, yeni vasıta ve yollarla gidil”mesi gerektiği söylenerek nazım sentaksı, biçimsel yapı ve imge konularında köklü değişiklikler yapılmıştır.  Kafiyenin eskiden “ikinci dizenin daha kolay hatırlanması için bir araç olarak kullanıl”dığı söylenerek kafiye ve ölçü reddedilmiş, serbest şiire geçilmiştir.  “Tarihin aç gözünü doyurmuş olan edebi sanatlar”dan uzak durmuşlar, şiirlerinde “gibi” kelimesini hiç kullanmamışlardır.  Şiirde “mütemadiyen bir didişme sonucu hayatlarını kazanan kesim” olan küçük ve sıradan insanlar anlatılmıştır. Orhan Veli’nin bu anlayışla yazdığı “Kitabe-i Seng-i Mezar” şiirindeki Süleyman Efendi tipi eski şiire karşı ironik bir protestodur.  Şiirin musiki ve resim gibi diğer sanatlarla olan bağlarını koparmışlardır.  Sürrealizm ve dadaizmden etkilenilmiştir. Garip şiirinin beslendiği bilinçaltı, düş ve çocukluk heyecanlarında bu akımların etkileri görülmektedir.  Şiirdeki bütün kurallar reddedilmiştir.  Şiirlerinde çocukça söylem hâkimdir.  Şiirlerinde ironi ve mizaha sıkça yer vermişlerdir.  Garip şiirinde materyalist ögelere yer verilmiştir.  Siyaseti şiirden uzak tutarak politika dışı kalmışlardır.  1950 yılında Orhan Veli’nin erken yaşta vefat etmesiyle Garip hareketi sona ermiştir. 
Garip Hareketinin Sanatçıları (OMO) 
Orhan Veli Kanık 
Melih Cevdet Anday 
Oktay Rifat Horozcu 
Hisarcılar 
 1950’de Munis Faik Ozansoy, Mehmet Çınarlı, İlhan Geçer, Gültekin Samanoğlu, Mustafa Necati Karaer ve Nevzat Yalçın gibi sanatçıların Ankara’da kurduğu “Hisar” dergisi etrafında toplanan gençlerin oluşturduğu bir topluluktur.  Hisar derisinin yayın hayatı 1950-1957 ve 1964-1980 olmak üzere iki döneme ayrılır.  Garip hareketine ilk sistemli tepki 1950’de Hisar grubundan gelmiştir. Garipçilerin şiiri basitleştirdiğine ve yozlaştırıldığına inanan sanatçılar, buna karşı tavır olarak eski şiirden ve milli kültürden kopmadan yeni şiirler yazmayı amaçlamışlardır. 
 Hisarcılar ortaya çıktıktan on yedi yıl sonra Hisar dergisinde (1967) ilkelerini şu dört maddeyle ortaya koymuştur: “1. …Bu ilkelerin başında sanatın bağımsızlığı gelir. Bize göre şairin veya yazarın kalemini herhangi bir ideolojinin hizmetine vermesi onun bir sanatçı olarak ölümü demektir. Sanat eserinin bir propaganda vasıtası haline getirilmesine kesinlikle karşıyız.  2.…ikinci ilke, modern Türk edebiyatının Batı’nın bir kopyası olmaktan çıkarılıp millî bir karaktere kavuşturulmasıdır. …Batı edebiyatının iyice incelenip, bu edebiyatın ürünlerinden faydalanılması elbette lüzumludur. Ama bu faydalanma hiçbir zaman taklitçilik ve kopyacılık şeklinde olmamalıdır.  Biz bir milletin edebiyatının, o milletin ruhunu, mizacını, özelliklerini aksettirmesi gerektiğine inanıyoruz. Kısacası sanat eseri millî bir karakter taşımalıdır. 3. Bize göre sanatta yenilik, eskiyle bütün bağları koparıp soysuzlaşmak demek değildir. Yeni mutlaka eskiye dayanacak eskiden kuvvet alacaktır. …Şiirde yenilik yapmak için vezni veya kafiyeyi atmayı zarurî görmediğimiz gibi, yeterli de bulmuyoruz. Hisar’da aruz, hece, serbest her üç şekilde de şiirler yayınlanıyor. Ama bunların hepsinin de yeni bir ruh ve anlayışla yazılmış olmasına elden geldiği kadar dikkat ediyoruz. 4. Bizim üzerinde titizlikle durduğumuz ve birleştiğimiz dördüncü nokta da dil konusudur… Yalnız şunu tekrarlayayım ki biz yaşayan canlı Türkçenin edebiyat dili olmasına taraftarız. Halkın konuştuğu dilden ayrı bir yazı dili, adeta yeni bir divan dili yaratılmasını son derece zararlı buluyoruz.” (Emiroğlu, 2007, s. 67-68)   Ortaya koydukları ilkelerden de anlaşılacağı gibi Türk şiirine yenilik getiremeyen Hisarcılar, Memleket Edebiyatı’nın devamı niteliğindedir.   Hisar grubunun bazı sanatçıları, Munis Faik Ozansoy, Mehmet Çınarlı, İlhan Geçer, Gültekin Samanoğlu, Mustafa Necati Karaer, Nevzat Yalçın, Yahya Benekay, Selahattin Batu, Nüzhet Erman, Bekir Sıtkı Erdoğan, Feyzi Halıcı ve Yavuz Bülent Bakiler’dir. 
Hisar Topluluğu Sanatçıları 
Munis Faik Ozansoy 
Mehmet Çınarlı 
İlhan Geçer 
Gültekin Samanoğlu 
Mustafa Necati Karaer 
Nevzat Yalçın 
Yahya Benekay 
Selahattin Batu 
Nüzhet Erman 
Bekir Sıtkı Erdoğan 
Feyzi Halıcı 
Yavuz Bülent Bakiler 
Maviciler 
 1 Kasım 1952-Nisan 1956 tarihleri arasında Ankara’da çıkarılan Mavi dergisi etrafında toplanan gençlerin başlattığı bir harekettir. Ancak bu hareket 1954’te Attila İlhan önderliğinde asıl kimliğine kavuşmuştur.  Hisarcılardan sonra, Garip hareketine tepki gösteren ikinci grup Mavicilerdir. Garip hareketinin yanında Hisarcılara da tepki göstermiştir.  Mavi hareketi içinde Garipçilere karşı yapılan ilk etkili eleştiri Attila İlhan’ın “Sosyal Realizmin Münasebetleri yahut Başlangıç” adlı makalesidir. Yazar bu makalede, “bobstiller” (züppe) olarak adlandırdığı Garipçileri millî olmamakla ve şiiri basitleştirmekle suçlamıştır.  Maviciler başlangıçta “ulusal sanat” anlayışıyla Anadolu’ya ve halk edebiyatına yönelseler de Attila İlhan’la birlikte toplumcu gerçekçi bir çizgide ilerlemişlerdir.   Maviciler Attilâ İlhan’dan önce ciddi bir başarı elde edememekle birlikte, bu sanatçıların bir kısmı Attila İlhan’ın Mavi dergisinde açtığı toplumcu gerçekçi yolu da benimsememiştir. Bu açıdan bakıldığında Mavicilerin edebi bir hareket olup olmadığı tartışma konusudur.  Attila İlhan, Türk edebiyatında pek rağbet görmeyen Mavi hareketini “Sosyal Realizm” olarak tanımlamıştır.  Attila İlhan toplumcu bir söylem geliştirmesine karşın şiirlerinde genellikle bireyin iç dünyasını anlatmıştır.  Garipçilerin basit şiir anlayışına karşılık kapalı şiir savunulmuştur.   Şiirde imgeye geniş yer verilmiştir.  Sanatlı, şairane bir sanat anlayışıyla şiir yazılmıştır.   Attila ilhan İkinci Yeni şairlerini, şiiri yozlaştırmakla suçlasa da Mavicileri İkinci Yeni şiirinin öncüsü olarak kabul edenler de vardır.   Mavi hareketine katılan sanatçılardan bazıları, Attila İlhan, Ahmet Oktay, Ferit Edgü, Orhan Duru, Tahsin Yücel, Yılmaz Gruda, Fikret Hakan, Demir Özlü ve Demirtaş Ceyhun’dur. 
Mavi Hareketi Sanatçıları 
Attilâ İlhan 
Ahmet Oktay 
Ferit Edgü 
Orhan Duru 
Tahsin Yücel 
İkinci Yeni Şiir Hareketi 
 İkinci Yeni hareketi, belirli bir topluluğun gerçekleştirdiği ortak bir hareket değildir. Farklı dünya görüşlerine sahip yazarların birbirlerinden bağımsız olarak ortak bir sanat anlayışıyla yazdığı eserlerinden hareketle ortaya çıkmıştır.  “İkinci Yeni” ismi ilk kez 1956 yılında “Pazar Postası” dergisinde Muzaffer Erdost tarafından kullanılmıştır.  İkinci Yeni, Garip hareketine tepki olarak doğmuştur. Bu tepkilerini şu şekilde sıralamışlardır: 
“1. İkinci Yeni’nin kendinden önceki bu şiir, anlama dayanan bir şiirdir. İkinci Yeni ise anlama karşıdır. 
2. Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rifat şiiri konuşma diline dayanır. İkinci Yeni konuşma diline karşıdır. 
3. Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rifat şiiri salt şiirden yana değildir. İkinci Yeni salt şiirdir.” (İlhan Berk, Poetika Kaynakçayı yaz.) 
 İkinci Yeni şiirinde içerik değil, biçim ön plandadır.  Garipçilerin “basitlik”, “sadelik” ve “aleladelik” anlayışına karşı çıkılmıştır.   Günlük konuşma dili şiirin dışına itilerek dilin sözdizimi ve gramer kuralları bilinçli bir şekilde bozulmuştur. Böylece yeni bir şiir dili kurulmaya çalışılmıştır.  Edebi sanatlardan yararlanılmıştır.  Anlaşılmak gibi bir kaygıları olmadığı için şiirde anlamı dışlamışlar ve kapalı şiirler yazmışlardır. “Anlamsızlığın anlamı” olarak açıkladıkları bu özelliklerinden dolayı “anlamsız” şiirler yazmakla suçlanmışlardır. 
 Sürrealizm, dadaizm ve varoluşçuluktan etkilenilmiştir. 
 Bilinçaltına yönelerek şiiri her türlü kuraldan uzak tutmuşlardır. Akıl ve mantık kurallarının dışına çıkılmıştır. 
 İkinci Yeni şiiri, imge ağırlıklıdır. Çağrışımlardan büyük oranda faydalanılmıştır. 
 Soyut bir şiir dili geliştirilmeye çalışılmış ve şiirde soyutlama ağırlık kazanmıştır. 
 “Folklor şiire düşman.” sloganıyla halk şiirinden ve kültüründen uzak durulmuştur.  Şiirde sıradan insan değil, kalabalığın içindeki yalnız insan anlatılmıştır. Bireyin iç dünyası ve aşk konuları işlenmiştir.  Öykü şiirden çıkarılmış ve şiirde betimleme ağırlık kazanmıştır.  Şiir sıradan insanın anlayacağı bir tür olmaktan çıkmış, aydın tabakaya hitap etmiştir.   Garipçilerin aksine şiirin diğer türlerle olan ilişkisi güçlendirilmiştir.   İkinci Yeniciler şiiri siyasetten uzak tutmuştur.  İkinci Yeni sanatçılarından bazıları, İlhan Berk, Cemal Süreya, Sezai Karakoç, Edip Cansever, Ece Ayhan, Turgut Uyar, Ülkü Tamer ve Garip hareketinden sonra İkinci Yeni hareketine kayan Oktay Rifat’tır. 
İkinci Yeni Hareketi Sanatçıları (ECE SÜT İç) 
İlhan Berk 
Cemal Süreya 
Sezai Karakoç 
Edip Cansever 
Ece Ayhan 
Turgut Uyar 
Ülkü Tamer 
Saf Şiir (Öz Şiir) Anlayışı 
 Saf Şiir’in Türk edebiyatındaki öncüleri Yahya Kemal Beyatlı ve Ahmet Haşim’dir.   Bu dönem sanatçıları Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Haşim; Mallarme ve Valery’den etkilenmişlerdir.  Şiir “soylu bir sanat” olarak görülmüştür.  Sanatçılar şiirde “mükemmel”i yakalamaya çalışmışlardır.  Şiirde estetik ön plandadır. Bu nedenle “sanat için sanat” anlayışıyla hareket etmişlerdir.  Şiiri bir dil işçiliği olarak gören sanatçılar, dili şiirin en önemli unsuru kabul etmişlerdir.   Şiirde mısra ve dil her şeyden önce gelir.  Şiirde ahenk ve musikiye önem verilmiştir.  İmge ve çağrışımlardan yararlanılmıştır.  Genellikle sembolizm akımından etkilenilmiştir.  Sanatçılara göre şiir emek işidir ve aslolan “iyi ve güzel şiir” yazmaktır.  İdeoloji şiirden uzak tutulmuştur.  Didaktik şiir anlayışına karşı çıkılmıştır.  Her türlü ideolojiden, didaktik anlayıştan ve sosyal fayda beklentisinden arındırılan “şiir sadece kendisi için vardır.”  Şiir bir duyguyu ve düşünceyi anlatmaktan çok hissettirir.  Eserlerde genellikle insanın iç dünyası anlatılmakla birlikte, mitoloji, tarih ve tabiat gibi konular da işlenmiştir.  Saf şiir anlayışıyla şiir yazan sanatçılardan bazıları, Ahmet Haşim, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Behçet Necatigil, Asaf Halet Çelebi, Özdemir Asaf ve Fazıl Hüsnü Dağlarca’dır. 
 
Saf Şiir Anlayışıyla Şiir Yazan Sanatçılar 
Ahmet Haşim 
Yahya Kemal Beyatlı 
Ahmet Hamdi Tanpınar 
Ahmet Muhip Dıranas 
Cahit Sıtkı Tarancı 
Behçet Necatigil 
Asaf Halet Çelebi 
Özdemir Asaf 
Fazıl Hüsnü Dağlarca

Anahtar Kelimeler : Cumhuriyet,Dönemi,Metin,Türleri Şiir 1920-1935,Dönemi,Türk,Şiiri 1.,Eskiler,,Sanat,zevk,ve,anlayışları,eski,dönemlerde,oluşa..