İskitler kimdir özellikleri nelerdir?

Bu yazı Hasan ERYILMAZ tarafından 30.05.2021 tarih ve 02:30 saatinde Tarih kategorisine yazıldı. İskitler kimdir özellikleri nelerdir?

makale içerik

İskitler kimdir özellikleri nelerdir?

İskitler

İskitler veya yayıldıkları doğu bölgelerindeki isimleri ile Sakalar, MÖ 8. yüzyıl ile MS 3. yüzyıl arasında Avrupa'nın doğusu (Kırım ve Pontik Bozkırları) ile Orta Asya'da, Tanrı Dağları ve Fergana Vadisi'ni de içine alan bölgelerde yaşamış, çoğunlukla Doğu İran Dilleri grubuna ait bir dil konuştuğu varsayılan göçebe halktır. İskitler için tarih boyunca Grek kaynaklarında Skuthēs (Σκύθης), Asur kaynaklarında Aşguzai, Fars kaynaklarında Sakā ve Çin kaynaklarında Sai tabirleri kullanılmıştır.

 

İskitlerin genellikle İranî kökenli bir halk olduğu, halkın konuştuğu dilin bir Doğu İran dili olduğu düşünülür. İskit dini adı verilen inanışları antik İran dinlerinin karakteristiklerini göstermiştir. İskitler baskın güç olarak Kimmerlerin yerini Pontik Bozkırları'nda MÖ 8. yüzyılda almış, bu devirde İskitler ve alakalı gruplar Avrasya Bozkırları'nı batıda Karpatlar'dan, doğuda Ordos Yaylası'na olacak şekilde tamamen kontrolleri altına almıştır. Bu, halkın ilk Orta Asya bozkır imparatorluğu olarak adlandırılmasına neden olmuştur. Ukrayna ve Güney Rusya bölgesinde yaşamış İskitler kendilerini Scoloti olarak adlandırmış, bu bölgede Kraliyet İskitleri olarak adlandırılan göçebe savaşçı bir aristokrasi tarafından yönetilmişlerdir.

 

İskitler avaşlarda süvari birlikleri kullanımında uzmanlaşan ilk halklardan biridir. At, koyun ve sığır sürüleri yetiştirmiş, çadırlarda yaşamış ve at üzerinde ok ve yay ile savaşmış olan İskitler aynı zamanda kendilerine has metal işlemeciliği, anıt mezarlar ve sanat tarzları ile karakterize edilen zengin bir kültür geliştirmişlerdir. Yerleşik metal işçileri İskitler için taşınabilir süs eşyaları üretmiş, günümüze de gelmiş bu eşyalar bilinen İskit sanatının temelini oluşturmuştur. İskitler ayrıca Yunanistan, Antik İran, Hindistan ve Çin arasında bir ticaret ağı oluşturmuş İpek Yolu'nda önemli bir görev üstlenmiş, çağdaşları medeniyetlerin bu ticaret ile gelişmelerinde rol oynamıştır.

 

İskit ismi İskitya bölgesine isim kaynağı olmuştur. Erken dönem yazar ve tarihçiler asıl İskitler ile alakasız Hunlar, Gotlar, Türk halkları, Avarlar, Hazarlar ve diğer pek çok isimsiz halkı tanımlamak için "İskit" kelimesini kullanmıştır. İskitler ve kültürleri akademik olarak inceleme ve araştırma yapmayı amaçlayan öğreti İskitoloji olarak adlandırılır.

 

Etimoloji

Macar dilbilimci Oswald Szemerényi, İskitler için tarihte kullanılmış çeşitli kelimeleri araştırmış ve temel olarak bunları Skuthes Σκύθης, Skudra, Sug(u)da, ve Saka gruplarına ayırmıştır.

 

İlk üç isim "fırlatmak, ateş etmek" anlamına gelen *(s)kewd- Hint-Avrupa kökünden gelmektedir. Bu kökten İngilizce shoot, Danca skyte ve Farsça چست (čost) da türemiştir. *skud-, aynı kökün sıfır dereceli şeklidir. Szemerényi İskitlerin kendilerine verdikleri ismin *skuda ("okçu") olduğunu belirtir. Bu kelime Antik Yunanca Skuthēs (Σκύθης), Asur Akadcasında Aškuz'u verir. İskitçe'in son dönemlerinde /d/ sesi /l/ sesine dönüşmüştür. Bunun sonucunda Herodot'a göre Asil İskitler tarafından kendilerini belirtmek için kullanılmış Skolotoi kelimesi, Geç İskitçede yer alan *skula sözcüğünden gelmiştir. Diğer ses değişiklikleri daha sonra Soğdia isminin kaynağı olmuştur.

 

Eski Farsça Sakā, Yunanca Σάκαι, Latince Sacae, Sanskritçe शक (Śaka) kelimelerinin kökeni İrani kökenli bir sözcük olan ve "gitmek, dolaşmak" ile "göçebe" anlamlarına gelen sak- kökünden gelir.

 

Tarihçe  

Köken

Edebi kanıtlar

 

İskitler hakkında birçok kaynakta bilgi vardır. Yunan, Asur, Pers ve Hint kaynaklarında İskitlerden bahsedilmiştir. İskitler ilk olarak tarihi kayıtlarda MÖ 8. yy'da yer aldı. Herodot, İskitler'in kökenine dair üç çelişkili yorumda bulunmuştur, ancak en çok bu yorumunun doğru olduğuna inanılır:

 

« İskitlerin kökeniyle ilgili diğerlerine kıyasla inanmaya daha meyilli olduğum bir hikâye daha var. Göçebe İskitler bir zamanlar Asya'da yaşardı ve orada Massagetler ile savaşa girdiler. Savaşta başarısız olduklarından dolayı evlerini terk ettiler ve Aras'ı geçip, Kimerya ülkesine girdiler. »

Heredot'un İskitlerin baskın faaliyetleri ile ilgili yazdıkları güvenilir olarak kabul edildiyse de, İskitlerin kökeniyle ilgili yazdıkları yakın zamanda geçerliliğini yitirmiştir. Dahası, İskitler, Kimmerler gibi, Karadeniz'den Güney Sibirya ve Orta Asya'ya kadar yayılmış çeşitli grupları ifade etmek için kullanılmıştır. Yeni Ahit'in, Koloseliler 3:11 adlı kitabında, İskitlerden bir kez bahsedilmiştir.

 

Arkeolojik kanıtlar

 

İskitlerle ilgili tarihsel, arkeolojik ve antropolojik kanıtların modern yorumu iki geniş hipotez önermiştir. Bunlardan birincisi, eskiden Sovyet araştırmacılar ve daha sonra Rus araştırmacılar tarafından daha çok desteklenen bir hipotezdir. Kabaca Herodot'un 3. yorumunu destekleyen hipoteze göre, İskitler İç Asya’dan (Türkistan ve Sibirya bölgesi) gelen Doğu İranlı bir gruptur.

 

Ghirshman ve diğerlerinin desteklediği ikinci hipoteze göre ise, İskit kültürü, Karadeniz sahilindeki arkeolojik "Ahşap mezar" kültürüne (Srubna) ait yerel gruplardan ortaya çıkmıştır. Bu hipotez de Kimmerlerle ilişkilidir. Dolukhanov'a göre, bu hipotez İskit kafataslarının Ahşap mezar kültüründen önceki bulgulara benzer olduğunu gösteren antropolojik kanıtlarla desteklenmektedir. Orta Asya'daki Sacae'de bulunan kalıntılar buna bir örnektir. Yine de, Mallory’ye göre, arkeolojik kanıtlar zayıftır ve Andronovo kültürü Hint-İran kültürü olarak tanımlanabilir.

 

İskitler, geriye kalan görüşlere göre, hem eski hem de modern bilim insanları tarafından, ortak yaşam tarzı (göçebe), ortak kültürel uygulamalar ve ortak dil gibi yalnızca belirli benzerlikleri olan, onun dışında birbirleriyle alakasız halkları tanımlamak için kullanılırdı. MÖ 1. binyılda, farklı ve geniş çaplı topluluklar arasında benzeri görülmemiş kültürel ve ekonomik bağlantılar vardı. Hareketli ve birbirine çok benzeyen yaşam tarzları, Tuna'dan Mançurya'ya kadar uzanan geniş Avrasya bozkırındaki farklı etnik grupların birbiriyle temasını kolaylaştırıp birçok kültürel benzerliğe yol açmıştır. Yunan ve Farslı antik gözlemcilere göre, bu toplulukların hepsi "İskitler" adı altında toplanmıştır.

 

Yayılma

 

İskitler tarihî kayıtlara göre, ilk önce MÖ 680 yıllarında Kafkas geçitlerinden aşıp Kür Irmağı boylarına yayıldılar. Herodot'un ifadesine göre İskitler, Kafkasları doğudan dolaşarak Hazar Denizi'ni izlemişler, Derbent Geçidi'nden geçerek Kimmerlerin ardından Ön Asya'ya girmişlerdir. MÖ 645 - MÖ 617 yılları arasında Suriye ve Filistin'e de girmiştir. İskitler, MÖ 7. yüzyılda Avrupa ile Asya'nın batı kesiminde, Tanrı Dağları ve Fergana Vadisi arasındaki bölgede yaşamışlardır.

 

Kültür ve toplum

 

Kabileler ve siyasi yapı

 

Çoğunlukla atlı göçebe çoban hayatı sürmüş İskitler, siyasi açıdan mera alanlarını denetleyen ve istilacı komşu devlet ve halklara karşı ortak bir savunma örgütleyen konfedere kabilelerde yaşamıştır. Hayvancılığın getirdiği üretkenlik, yerleşik tarım toplumlarının verimliliğinden daha fazla olsa da çobancılık bazlı ekonominin aynı zamanda ek tarımsal ürünlere ihtiyaç duyması, İskitlerin ve ilişkili kabile konfederasyonlarının yerleşik hayatı benimsemiş halklarla hayvansal ürünler ve askeri koruma karşılığında ittifaklar geliştirmesine neden olmuştur.

 

Herodot, İskitlerin üç ana kabilesi bulunduğunu ve bunların Targitaus'un üç oğlu olan Lipoxais, Arpoxais ve Colaxais'den geldiğini belirtir. Herodot, Auchatae kabilesinin Lipoxais'ten, Catiari ile Traspian kabilesinin Arpoxais'ten, Paralata kabilesinin (Kraliyet İskitleri) ise en küçük erkek kardeş olan Colaxais'den geldiğini yazar. Herodot'a göre Kraliyet İskitleri en büyük ve en güçlü İskit kabilesiydi ve diğer kabilelere küçümseyici bir şekilde tepeden bakmaktaydı.

 

Her ne kadar akademisyenler bu üç kabileyi geleneksel olarak coğrafi açıdan farklı bölgere yayılmış gruplar olarak sınıflandırmış olsa da, Georges Dumézil bu kabileleri toplumsal mesleklerin sembolleri olarak yorumlamıştır. Dumezil'in de desteklediği trifonksiyonel hipoteze göre Erken Hint-Avrupa toplumlarında pulluk ve boyunduruk ile simgelenmiş çiftçi ve çoban sınıfı, balta ile sembolize edilen savaşçı sınıfı ve kase ile simgelenen ruhban sınıfı bulunmuştur. Danimarkalı filolog ve folklorist Arthur Christensen İskit toplumunun üç katmanını Hint kast sistemi ile karşılaştıran ilk akademisyen olmuştur.

 

Toplum yapısı

Hem kurganlardan çıkan arkeolojik kalıntılar, hem de Herodot'un tarih kitabı ile benzeri kaynaklar İskitlerin bir kısmının atlı göçebe, bir kısmının ise çiftçi bir hayat yaşadığını göstermektedir. Göçebe İskitler at, sığır ve koyun yetiştirmiştir. Herodot, bu halkın at sütü içtiğini de yazmıştır. İskitler yaşadıkları dönem boyunca domuz yetiştirmemiş ve domuz yememişlerdir. Domuz yetiştirmemek diğer göçebe halklarda da sık görülen bir özelliktir. Göçebe yaşayan İskitler yurt benzeri çadırlarda kalmışlardır. At tarafından çekilen hareketli ve tekerlekli çadırlar da vardır. Göç zamanı kadın ve çocuklar bu hareketli çadırın içinde kalır, erkekler atı sürerlerdi.

 

Çiftçilik yapmış İskitler ise buğday ve arpa gibi tarım ürünleri yetiştirmişlerdir. Grek (Yunan) site devletleri ile yapılan ticaretten dolayı çiftçi İskitlerin ürettikleri buğdayın yarısını bu ticaret için ürettikleri anlaşılmaktadır. Fakat çiftçilik yapmış İskitler tamamen yerleşik değil, yarı göçebelerdi ve hasat zamanı bir araya gelip toplanırlardı.

 

İskitlerin kuruluş evresinde kölecilik veya kölelik yoktur. Ancak ilerleyen zamanlarda tarımda çalıştırmak ve özellikle Yunanlara satmak için köle bulundurdukları veya topladıkları bilinmektedir.

 

Toplumsal cinsiyet

İskit kültüründe, toplumsal cinsiyet fikri ve anlayışı değişkenlikler gösterirdi. İngiliz, arkeolog Barry Cunliffe konu hakkında şöyle der; "(fikri) cinsiyet sınırlarının, İskitler arasında değişken olduğu, açık bir şekilde çeşitli klasik gözlemciler özellikle Herodot ve Hipokrat tarafından belirtilmiştir.

 

Kadınlar

Hipokrat; (İskit kültürünün bir parçası olarak kabul edilen bir halk) olan, Sarmat kadınlarının, at bindiklerini ve at üzerinde ok ve mızrak kullandıklarını ve üç düşman öldürene dek bakireliklerini koruduklarını söyler. Ayrıca Hipokrat; genç kızların, sağ göğüslerinin gelişimini durdurmak için dağladıklarını belirtir. Bu durum at üstünde, ok atmada kolaylık sağlar.) Herodot, bu kadınlara, Amazonlar (Yunanca "göğüssüz) adını verir, Herodot'a göre, kadınların avcılıkta ve savaşta önemli bir rolleri vardı ve bazen erkekler gibi (Crossdresser) giyindiklerini söyler. Barry Cunliffe göre, bu tarihsel aktarımlar birbirini doğrular ve kısmen arkeolojik kanıtlar ile desteklenir. Eski Sarmatya topraklarındaki, MÖ 5. ve 4. yüzyıllara tarihlenen savaşçı mezarlarının, beşte biri kadındır ve kadın mezarlarının beşte birin'de silah gereçleri mevcuttur.

 

Erkekler

 

Hipokrat; bir kısım İskit erkeklerinin, hadım olduklarını ve kadın gibi konuşup, kadın işleri yaptıklarını, ayrıca kadın kıyafetleri giydiklerini belirtir. Hipokrat'a göre; İskit erkekleri bu durumlarını, tanrılarının tecellisi olarak kabul ederler, ancak Hipokrat bu yaklaşımı ve açıklamayı reddeder ve cinsiyet değiştirmenin İskit zenginleri ve elitlerinin arasında daha yaygın olduğunu aktarır. Herodot ise; bir kısım İskit erkeklerinin efemine durumlarına istinaden, Aşkelon'daki Venüs tapınağı'nı yağlamayıp, yıktıkları için, tanrıların, onlara kadın hastalığını verdiğini iddia eder.

 

MÖ ikinci ve üçüncü yüzyıla kadar uzanan, Sibirya'daki erkek İskit mezarların'da, kadın süslemeleri ve mutfak eşyalarını içeren eşyalar bulunmuştur. Bu arkeolojik bulgular, aktarılan olgunun kadim köklerini gösterdiği şeklinde yorumlanmıştır.

 

Bug Nehri yakınlarındaki bir İskit rahibe mezarının, bir Enare'ye ait olabileceğini gösteren bulgular bulunmuştur. İskelet 40-45 arası yaşlar'da bir kadın olarak tanımlanmıştır, mezar'da, bronz ayna ve kadın kozmetik ürünleri ile beraber, geleneksel vajina sembolü olarak görülen bir deniz kabuğu bulunmuştur ve mezar ile ilgili son bilgiler ise, Rahibe'nin yüz hatlarının, kesin bir şekilde erkeksi ve ayrıca bir Enare olduğu şeklindedir.

 

(2001) Charles Chiasson; Hipokrat'ın, ulusal bir karakteristik özellik olarak öne sürdüğü efemineliği "Aristokrat - İskit egemen (Anarieis) sınıfının, gösterişli genç erkek çocuklarını, çapraz giyiciler olarak göstermeye çalıştığına dikkat çekmiştir. Herodot ise çapraz giyinenleri, erkeksi bir savaşçı bir toplulukta, marjinalleşmiş bir grup olarak (Enarei) - Herodot tarafından adlandırıldıkları gibi) tasniflendirmeye çalışır ve dahası İskitlerde'ki kadınsılığı ve çapraz giyinmeyi, yabancısı oldukları bir tanrının, onlara verdiği bir hastalık olarak tanımlar ve bu durum, onların Androginos'a yabancı olduklarını gösterir. Chiasson'a göre, Herodot'un Enare'yi tasviri, Hipokrat'ın, Aristokrat tasvirinden çok daha isabetli ve de doğru bir yaklaşımdır. Chiasson; Hipokrat'ın İskitler'e olan bakış açısının nedeninin, iklimin, insanların hem fiziksel hem de psikolojik özelliklerini etkilediği, "Çevresel determinizm teorisin'den kaynaklandığıdır. Örneğin; Avrupa'nın iklimsel farklılığı, Avrupalıları, Asyalılardan daha cesur, daha vahşi ve daha'da savaşçı yaptığını iddia eder. Hipokrat, İskitlerin yaşadığı, soğuk ve nemli iklimin ve de göçebe yaşam tarzlarının, onları cinsel güçlerinden mahrum ettiğini ve aşırı at binmelerinin, çok fazla pantolon giymeyi gerektirdiğini ve bu durumun'da, Hipokrat'a göre İskit erkeklerini, seks yapma gücünden mahrum ettiğidir.

 

İngiliz bilgin ve arkeolog Ellis Minns; Hipokrat'ın sürekli at binmenin bu olay ve olguya neden olduğu iddiasının, doğru bir yaklaşım olabileceğini söyler. Minns, konuyla ilintili olarak, arkadaşı Dr. L. Bousfield'in" bunun acı verici ve de kötü bir "Orşit - testis enfeksiyonu) olduğunu düşündüğünü ve de ileri sürdüğünü" ayrıca aktarır.

 

Minns ve Hipokrat'ın bu teorileri, bazı modern akademisyenler tarafından desteklenmiştir. Timothy Taylor, modern tıp bilgisi açısından, hem Minns'in hem de Hipokrat'ın doğru olmasının makul ve de akla yatkın olduğunu ifade eder. Taylor, sarsılmanın testislerde ciddi ve geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabileceğini ve pantolonların, testislerin sıcaklığını yükselttiğini ve bunun'da kısırlığa neden olabileceğini söyler. Ancak tarihçi Yulia Ustinova bu iddialar ile çelişir, Ustinova; "bu rasyonel açıklamaların, görünüşte ritüel ortam ile ilişkilendirilen bu fenomenin önemini aşırı derece basitleştirdiğidir, ayrıca Enare'lerin hem görünümü hem de davranışları açıkça travesti'dir."

 

Ustinova; "Enare'nin farklı bir açıklamasını önerir ve de Şamanik yapının unsurlarından biri olduğunu ifade eder. Kuzey Avrasya ve Orta Asya'nın şaman kültürlerinde cinsiyetlerini değiştiren şamanların, çekingen ve de meslekten olmayan insanlar olduğunu, cinsiyet değişimlerinin ömürlerinin sonlarına doğru başlamış olabileceğini, ve ayrıca bu fenomenin köklerinin çok kadim olması gerektiğini söyler."

 

Rachel Hart; hem Hipokrat'ın hem de Herodot'un, transvestite şaman figürlerinin, kültürler arasındaki çapraz giyim geleneğine benzer, aynı gelenek ve de kolektifi tanımladıkları sonucuna varmıştır.

 

Ticaret

İskitlerin tarih kaynaklarında ortaya çıkmasından önce Miken Greklerinin Karadeniz'in kuzeyine ticaret yapmak amacıyla seferler yaptıkları bilinmektedir. Homeros'un İlyada ve Odysseia'da bu olaydan bahsedilmektedir. Ne var ki İskit halkının bu bölgelerde yaşamaya başlamasından önce yapılan bu ticaretin son derece az olduğu görülmektedir. İskitlerin en büyük ve en önemli ticari partneri Grek site devletleriydi. İskitlerin Yunanlara sattıkları ürünlerin başında buğday gelmiştir. MÖ 4. ve 3. yüzyıla kadar buğdayın bu birinciliği korunmuş olsa da, Mısır devletinin de o dönemde buğday ticaretine rekabetçi olarak girmesi İskitlerin buğday ticaretinde düşüşe yol açmıştır. İskitlerin ihraç ettiği diğer önemli ürünler ise canlı hayvan, deri, kürk ve kölelerdir. Köleler genelde yapılan savaş ve akınlarla çevredeki Sarmat, Got gibi kabilelerden elde edilmiştir. Ayrıca bazı İskitlerin de kralları tarafından köle olarak satıldığı bilinmektedir.

 

Yunanların İskitlere sattığı malların başında şarap gelirdi. İskitlerin kuruluş aşamasından beri bu şarap ticaretinin sürdüğü bilinmektedir. İskitler şarabı sevmiş ve benimsemişlerdir. Şarabın dışındaki diğer önemli mallar zeytinyağı, kap kacak ve amforalardır.

 

Din

 

İskit dini, İskitlerin mitolojilerini, ritüel uygulamalarını ve inançlarını kapsar. Din hakkında bilinen az şey, 5. yüzyıl Yunan tarihçisi ve etnografı Herodot'un kayıtları ile arkeolojik bulgulara dayanır. Proto-Hint-İran diniyle ilişkilendirilen İskit dini, daha sonra evrilecek Hint-İran dinleri olan Zerdüştçülük ve Hinduizm'den çeşitli farklılıklar gösterir. Herodot’a göre İskitler, yedi tanrı ve tanrıçadan (heptad) oluşan bir panteona ibadet etmiş, sekizinci bir tanrıya ise İskit soyluları tarafından tapınılmıştır.

 

Tabiti, Herodot tarafından Yunanistan'da tapınılan Hestia ile eşit görülmüştür. Bu ilahı İskitler "tanrıların kraliçesi" olarak benimsemiştir. Tabiti'nin, Hindu Tapati tanrısı ve Avestaca tapaiti, Latince tepeo gibi diğer birçok Hint-Avrupa dilinde yer alan "yanmak" fiili ile alakalı olduğu da düşünülür. Daha sonra bu inanışın yerini Atar ve Agni almıştır.

 

İskit dinin önemli unsurları arasında at kurban etme, kahinler tarafından transa girmek için esrar kullanımı ve balbal dikimi gösterilebilir. Zerdüştlük inancında önemli bir rol oynamış, yöneticiliğin kişiye tanrısal bir güç tarafından bahşedildiği inancının İskit toplumunda da geçerli olduğu düşünülür.

 

Ordu

 

İskitler atlı okçulardı. Bileşik yay İskitlerin en bilinen silahlarıdır ve bu silahlarının yanında kısa kılıç ve mızrak da kullanmışlardır. Herodot İskitlerin tabar adı verilen savaş baltaları kullandığını yazmıştır. İrani, ve büyük ihtimalle İskitçe kökenli bir sözcük olan tabar, günümüzde Farsça ve Slav dillerinde de balta anlamında kullanılmaktadır.

 

İlk zamanlarda ordularında piyadeler son derece az olmasına rağmen daha sonra sayıları artmıştır. Don-Volga bölgesindeki İskit-Sarmat kültürüne ait olduğu düşünülen savaşçı kurganlarının yaklaşık %20'si savaş kıyafetleri ve silahları ile beraber gömülmüş kadınları içermektedir. Bu nedenden ötürü İskit kültüründe kadınların da savaştığına inanılmaktadır. Yunan mitolojisindeki Amazonlar hakkındaki hikâyelerin, İskit-Sarmat kültürünün etkileri ile oluşturulmuş olduğu hakkında görüşler de bulunmaktadır.

 

Çömlekçilik ve maden işleme

 

İskitler pişmiş topraktan kap benzeri eşyalar yapmayı ve maden işlemeyi biliyorlardı. Kurganlarda İskit hayvan üslubu ile işlenmiş pişmiş topraktan yapılma eşyalar da bulunmuştur. Bronz ve bakırı eriterek, demiri ise soğuk işleyebiliyorlardı.Çeşitli kurganlardan bulunan altın eşyalar altını da iyi bir şekilde işlediklerini göstermektedir. Maden eritmede kullanılan odun kömürünü de kendileri üretmiştir.

 

Dil

 

Çoğu araştırmacı, İskit dilinin Hint-Avrupa dil ailesinde yer alan Kuzeydoğu İran dilleri grubuna ait olduğuna inanmaktadır.

 

Herodot'un sayesinde İskitlerin bazı kişi ve tanrı isimleri bilinmektedir. Dilin, İran dillerinden olma hipotezi, temel olarak, Kuzey Karadeniz kıyısındaki Grek yazıtlarında kaydedilmiş pek çok Sarmatça yer ve kişi isminin Osetçe ile yakın bir ilişki içerisinde olmasına dayanmaktadır.

 

İskitçe genellikle kendi içinde iki ayrı lehçeye ayrılır. Dilin, Alan veya İskit-Sarmat lehçeleri batı kolunu, Saka lehçesi ise doğu kolunu oluşturur. Batıda konuşulan İskit dillerinin aksine, İskitlerin doğu kolu olan Sakaların konuştuğu Sakaca dilinde yazılmış yaklaşık 2,300 metin bulunmaktadır. Dunhuang el yazmaları arasında bulunmuş metinler bu dilin çözülmesinde önemli rol oynamıştır. Bu çalışmalar Sakaca dilinin Doğu İrani diller grubuna üye olduğuna göstermektedir. Ayrıca bu el yazmalarından çok daha eski, Esik kurganında bulunmuş bir tabakta yer alan bir cümlenin de Sakaca yazıldığı kesin olmasa da düşünülmektedir.

 

Dış görünüş ve tasvirler

 

Sanat eserlerinde İskitler, Kafkas ırkları ile ilişkilendirilen fiziksel özellikler ile tasvir edilmiştir. MÖ 5. yüzyılda Antik Yunanistan'da yaşamış tarihçi Herodot'un Tarih kitabında İskitya'da bulunan Budini kabilesi kızıl saçlı ve gri gözlü olarak kaydedilmiştir. Herodot'un çağdaşı olan tıp doktoru Hipokrat ise İskitlerin açık tenli olduğunu savunmuştur. MÖ 3. yüzyıl Yunan şairi Callimachus İskitya'nın Arimaspi kabilesini açık renkli saçlara sahip olmaları ile tarif etmiştir.

 

MÖ 2. yüzyılda Han Çinlisi diplomat Zhang Qian, İskitler ile yakından ilişkili Sai (Saka) halkını sarı (muhtemelen ela veya yeşil) ve mavi gözlü olarak tasvir etmiştir. Romalı yazar Plinius'un MS 1. yüzyılda yazdığı Doğa Tarihi kitabında, bazıları tarafından Saka veya Tohar oldukları düşünülen Seres halkını, kızıl saçlı, mavi gözlü ve alışılmışın dışında uzun boylu olmaları ile karakterize etmiştir. 2. yüzyıl sonlarında, bir Hristiyan teologu olan İskenderiyeli Klement, İskitler ve Keltlerin uzun ve kızıl-kumral saçlı olduğunu bildirmiştir. Çağdaşı olan Yunan filozof Marcus Antonius Polemon, İskitleri kızıl saç ve mavi-gri gözler ile karakterize ettiği kuzey halklarının içine dahil etmiştir. Aynı dönemlerde Yunan doktor Bergamalı Galen, İskitler, Sarmatlar, İliryalılar ve Cermenler ve diğer kuzey halklarının kızıl saçlı olduğunu yazmıştır.

 

4. yüzyıl tarihçisi Romalı Ammianus Marcellinus, İskitler ile çok yakından ilişkili bir halk olan Alanların uzun boylu, sarışın ve açık gözlü olduğunu yazmış, çağdaşı psikopos Nissalı Gregor ise İskitlerin sarışın ve açık tenli olduklarını kaydetmiştir. 5. yüzyılda yaşamış ve Polemon'un öğretilerini takip etmiş tıp doktoru Adamantius, İskitleri açık saçlı olarak tanımlamıştır, ancak Nissalı Gregor ve Adamantius'un bahsettiği halkların, o dönemlerde Roma kaynaklarında bazen "İskitler" olarak bahsedilmiş Doğu Cermen kabileleri olabileceği de düşünülmektedir.

 

Genetik araştırmalar

mtDNA incelemeleri

Y-DNA haplogrubu analizlerine göre daha kolay olması nedeni ile Tunç Çağı ve Demir Çağında inşa edilen kurganlarda bulunmuş İskitli bedenlerinden alınan pek çok mitokondriyal DNA (mtDNA) örneği bulunmaktadır.

 

İlk çalışmalar genetik olarak çok derin ayrımlar verememiş ve sadece Doğu Avrasyalı ve Batı Avrasyalı gibi geniş gruplar içinde örnekleri sınıflandırmışlardır. Örneğin 2002 yılında yapılmış bir çalışma Kazakistan'da bulunan bir kurgandaki bir kadın ve bir erkeğin kafataslarından alınmış örnekleri incelemiş ve genetik olarak yakınlık bulamamıştır. Erkek bireyde bulunan HV1 mitokondriyal sekansı günümüzde Avrupalılarda yaygın olan Anderson sekansına benzemekle birlikte, kadın bireyin sekansının Asya toplumlarına daha yakın olduğu ortaya konmuştur.

 

2004 yılından daha detaylı bir analiz günümüzde Altay Cumhuriyetinde bulunan bir kurganı incelemiş ve İskit-Sibiryalı bir erkek bireyden mtDNA örnekleri almıştır. Araştırma bireyin Batı Avrasya kökenli N1a maternal haplogrubuna sahip olduğunu ortaya koymuştur. Aynı araştırma grubu 2 İskit-Sibiryalı iskeletleri üzerinde çalışmış ve Avrupalı-Asyalı karışımları olabileceği fikrine varmışlardır. Bir bireyin F, diğer birey ise D maternal haplogrubuna sahip olduğuda bulunmuştur. Bu iki grupta Doğu Avrasya toplumlarında yaygındır.

 

Y-DNA incelemeleri

2009 yılında ise ilk Y-DNA çalışması gerçekleştirilmiş ve Sibirya'da bulunmuş M.Ö. 2. milenyum ve M.S. 4. yüzyıl aralığında yaşamış İskit ve Sarmat bireylerden alınan örnekler analiz edilmiştir. Neredeyse tüm bireylerin R-M17 haplogrubuna ait olduğu bulunmuştur. Bu araştırmacılarında desteklediği o zamanlar Tarım havzasında da yaşayan İskitlerin ve Andronovo kültürünün üyelerinin mavi veya yeşil renkli gözlere, açık renkli saçlara ve açık bir tene sahip oldukları fikrine büyük bir kanıt oluşturmaktadır. Aynı zamanda bu araştırma İskitlerin genetik olarak Orta veya Güney Asya toplumları yerine modern Doğu Avrupa toplumlarına daha yakın olduğunu ortaya koymuştur. Y-DNA'larındaki R1a haplogrubunun (Hint-Avrupa halkları arasında yaygındır) İskitler arasındaki baskınlığı mtDNA profilleri arasındaki çeşitliliğe tezatlık oluşturmaktadır.

 

R1a haplogruplarının daha detaylı incelenmesi daha sonraki araştırmalarda Doğu Avrupalılar veya Güney Asyalılar yerine (R1a'nın en sık bulunduğu bölgeler) en yakın Y-DNA benzerliğinin Orta Asya'da yaşayan ve İrani diller konuşan topluluklar ile Batı Asya ve Doğu Avrupanın kuzey kesimlerinde yaşayan halklarının R1a profilleri ile olduğu sonucu bulunmuştur.

 

Kökensel iddialar

 

Günümüzde pek çok toplum kökensel olarak İskitler'le bağlantılı olduğunu iddia etmektedir. Bu iddiaların akademik çevrede en çok destek göreni günümüzde Kafkasya'da yaşayan bir halk olan Osetler'in İskitlerle bağlantılı olduğu teorisidir. Bu sav özellikle bir Doğu İran dili olan Osetçe'nin İskitçe, Alanca ve Sarmat dilleri ile akrabalığı ve muhtemelen bu dillerden türemiş olmasından ötürü desteklenmektedir.

 

Lehler, Macarlar, Piktler ve Gaeller de kendi halk efsane ve destanlarına dayanaraktan kökenlerini İskitlere dayandırmışlardır. Lehistan-Litvanya Birliği'nde 18. yüzyıl dolaylarında üst sınıfın çoğunluğu tarafından desteklenmiş olan Sarmatizm akımı Lehlerin köken olarak Sarmat halklarından geldiğini savunmuştur.

 

Kelt halklarının halk efsanelerinde de İskit bağlantıları geçmektedir. 1320 yılında yayınlanmış Arbroath Bildirisi'nin 2. paragrafında İskoç üst sınıfı İskitya bölgesinin İskoçların ana yurdu olduğunu iddia etmiştir. 11. yüzyılda yazılmış Lebor Gabála Érenn, 14 yüzyılda yazılmış Auraicept na n-Éces ve diğer İrlandalı folklor kaynaklarına göre ise İrlandalılar İskitya'da ortaya çıkmış ve soyu bir İskit kralı olan Fénius Farsaid'a dayanan bir halktır. Bu kaynaklar aynı zamanda Ogham alfabesinin İskitler tarafından bulunduğunu savunmuşlardır.

 

Karolenj İmparatorluğu'ndaki Frank krallar Merovenj Hanedanı'nın kökenlerini bir Cermen kabile olan Sicembri kabilesine dayandırmışlardır. Buna rağmen Chronicle of Fredegar adlı yapıt Frankların bu kabilenin İskitli veya Kimmerli olduğuna ve isimlerini daha sonra liderleri Franco anısına değiştirdiklerine inandıklarını ortaya koymuştur.

 

Çeşitli Kelt ve Cermen kabilelerinin bu iddiaları üzerine İngiliz tarihçi Sharon Turner 19. yüzyılda yazılmış History of the Anglo-Saxons adlı kitabında Anglo-Saksonların kökenini İskitlere dayandırmıştır.

 

Bu fikir özellikle 20. yüzyılda yaygınlaşan British Israelism olarak da adlandırılan ve Avrupalı medeniyetlerin Kayıp On Kabile'nin soyundan geldiği fikrini savunan akımın savunucuları tarafından desteklenmiş ve Orta Çağ'dan beri ortaya atılan İskitlerin Yahudilerden geldiği fikri ile birleştirilmiştir. Ancak bu beyanlar bir Modern Yahudi Tarihi profesörü olan Tudor Parfitt tarafından eleştirilmiş ve kanıtlar güçsüz ve düşük standartta bulunmuştur.

 

Günümüzde çoğunluk tarafından İrani bir toplum olduğu kabul edilmesine rağmen, genellikle Türk türkolog ve tarihçiler tarafından desteklenen ve İskitlerin Türk kökenli bir toplum olduğuna dair iddialar da bulunmaktadır.

Anahtar Kelimeler : İskitler İskitler,veya,yayıldıkları,doğu,bölgelerindeki,isimleri,ile,Sakalar,,MÖ,8.,yüzyıl,ile,MS,3.,yüzyıl,arasında,Avrupa'nın,doğusu..

Pinterest Google News Sitesinde Takip Et Facebook Sayfamızı Takip Et Google Play Kitaplar