Bu yazı Hasan ERYILMAZ tarafından 27.07.2020 tarihinde Tarih kategorisine yazıldı. Osmanlı Devleti’nde edebiyat niçin üç ayrı kolda gelişmiştir?

makale içerik

Osmanlı Devleti kuruluşundan sonrasında fetihler ile Anadolu’dan sonrasında Balkanlar ve Afrika’ya kadar yayılan bir imparatorluk haline dönüştü. Diğer coğrafyalara yayılmanın kararı olarak resmi dili Türkçe bulunmasına karşın imparatorluğun bünyesinde bulunan arapça ve farsça benzer biçimde öteki dillerden birçok kelime yazınsal metinlerde yer almıştır.



Kullanılan kelimelerin farklılığı benzer biçimde nedenlerde ötürü Osmanlı Devleti’nde Edebiyat divan, halk ve tasavvuf olarak 3 ayrı koldan sürmüş ve büyüme göstermiştir. Anadolu’da Arap ve İran edebiyatının etkilenilerek 13.Yy’da ortaya çıkan Divan edebiyatı Allah aşkı, maddi aşk ve dünya zevkleri benzer biçimde mevzuları işlemiştir. Baki ve Fuzuli benzer biçimde mühim şairlerin katkısıyla 15. Ve 16. Yy ‘da Divan edebiyatı en parlak sürecini yaşamıştır.



15. Yy’da Hacı Bayram Veli, Akşemseddin, Kaygusuz Abdal, 16. Yy’da ise Şeyh İbrahim Gülşeni, Ümmi Sinan ve Pir Sultan Abdal benzer biçimde mühim adlar tarafınca dini ve felsefi mevzular işlenerek tekke edebiyatı olarak da bilinin bir öteki Osmanlı Edebiyatı kolu tasavvuf edebiyatıdır. Bu tür edebiyat eserleri daha oldukca Bektaşi ve Mevlevi tarikatları çalışanları tarafınca geliştirilmiştir.



Osmanlı edebiyatının bir öteki kolu eski Türk edebiyatının devamı olan halk edebiyatıdır. Bu edebiyatın en mühim türleri destanlar, türküler, masallar, ağıtlar, halk hikâyeleri ve manilerdir. Köroğlu, Karacaoğlan benzer biçimde mühim ozanlarının halk içinde konuşulan Türkçe ile çalıp söyleyerek geliştirdiği eserler günümüze kadar ulaşmış ve günümüz Türkçesi ile de anlaşılmaktadır.

Anahtar Kelimeler : Osmanlı,Devleti,kuruluşundansonrasındafetihler,ile,Anadolu’dansonrasındaBalkanlar,ve,Afrika’ya,kadar,yayılan,bir,imparatorluk,haline,dönüştü.,Diğe..