Bu yazı Hasan ERYILMAZ tarafından 07.06.2020 tarihinde Tarih kategorisine yazıldı. Osmanlıda Demokratikleşme Hareketleri

makale içerik

Osmanlıda Demokratikleşme Hareketleri

Osmanlıda demokratikleşme hareketleri aşağıdaki olaylar ile başlamıştır.

Sened-i İttifak (1808):
Ayan denilen aşiret liderleri ile padişah arasında imzalanan bir sözleşmedir.

Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa’nın önerisiyle imzalanmıştır.

Amaç: Merkezi otoriteyi güçlendirmektir. Dış etki yoktur.

Önemi: Osmanlılarda ilk demokratikleşme hareketi sayılır. İlk kez padişahın yetkileri sınırlanmıştır. Padişah, ilk kez kendi gücünün dışında bir gücün varlığını kabul etmiştir. (Magna Carta ile tek benzer yanı da budur.)

İçeriği: Bu sözleşmeye göre padişah, ayanların varlığını resmen tanıyacak, onlara dokunmayacak; ayanlar ise merkeze bağlı kalacaklar, usulsüz vergi toplamayacaklar, yeniçerilerin ayaklanması halinde ayaklanmanın bastırılmasına yardımcı olacaklardır.

Osmanlıda demokratikleşme hareketleri dersimize Tanzimat Fermanı ile devam ediyoruz.

TANZİMAT FERMANI 3 Kasım 1839
Tanzimat’ın ilanıyla başlayıp I. Meşrutiyetin ilanına kadar geçen döneme Tanzimat Dönemi” denir.

Tanım: Padişah Abdülmecid’in Dışişleri Bakanı Mustafa Reşit Paşa’nın önerisiyle yayınladığı ve halka vaadettiği hakları içeren fermandır.

Yayınlanış Nedenleri:

Osmanlıların, Ruslarla imzaladıkları ve Boğazlar sorununu başlatan Hünkar İskelesi Antlaşması’ndan kurtulmak için Batılı devletlerin desteğini kazanmak istemesi. (Temel nedendir.)

-Batıya ayak uydurmak ve Avrupalıların içişlerimize karışmasını önlemek.

Azınlık ayaklanmalarını ve devletin dağılmasını önlemek.

Avrupa’daki 1830 ayaklanmalarının Osmanlı ülkesine sıçramasını engellemek.

Fermanın İçeriği:

Herkese can, mal ve namus güvenliği sağlanacaktı.

Müsadere sistemi kaldırılacak, özel mülkiyet güvenceye alınacaktı. (Miras hakkı da)

Vergiler, herkesin geliri oranında ve Müslüman

Hristiyan ayrımı yapılmadan alınacaktı.

Ocak sistemi kaldırılacak, askerlik zorunlu vatan görevi sayılacaktı.

Rüşvet ve adam kayırma suç sayılacak ve cezalandırılacaktı.

Sürgün cezası kaldırılacak, herkes kanunlar önünde eşit sayılacak, padişah dahi kanunlara uyacaktı.

Fermanın Önemi:

Tarihte ilk kez, bir Osmanlı padişahı, yasa gücünü kendi gücünden üstün sayacağını ve bunlara uyacağını kabul ediyordu. Hukuk devletine geçişin ve anayasallaşma sürecinin başlangıcıdır. Bu şekliyle Magna Carta’ya benzer.

Not-1: Magna Carta halkın zoruyla, Tanzimat Fermanı ise padişahın kendi isteğiyle gerçekleşmiştir.

Not-2: Bu dönemde ıslahatlara en çok tepki Müslümanlardan geldi. Çünkü Hristiyanlarla eşit olmayı kabullenemediler.

Osmanlıda demokratikleşme hareketleri dersimize Islahat Fermanı ile devam ediyoruz.

ISLAHAT FERMANI (18 Şubat 1856)
Padişah Abdülmecid tarafından yayınlandı. Tanzimat’ın devamı niteliğindeydi.

Yayınlanış nedenleri:

Kırım Savaşı sonunda imzalanacak olan Paris Antlaşması’na, azınlıkları koruyucu ve Osmanlı’nın aleyhine hükümler eklenmesini önlemek

Yabancı devletlerin, azınlık haklarını bahane ederek içişlerimize karışmasına engel olmak.

Azınlık ayaklanmalarını önleyip devleti dağılmaktan kurtarmak

Batıdaki demokratik gelişmelere uyum sağlamak

Fermanın İçeriği:

Gayrimûslümler de devlet memuru olabilecekti.(Sosyal hak).

Hristiyanlara Bedel-i Nakdî yöntemiyle bedelli askerlik yasası getirildi. Buna göre; bir defaya mahsus bedel ödeyen kişi, askerliğini yapmış sayılacaktı.

Bedel-i Nakdî usulünün getirilmesiyle Gayrimüslümlerden alınan Cizye vergisi kaldırıldı.

Mahkemeler herkese açık olacak; eşit davranılacak ve herkes kendi inancına göre yemin edebilecekti.

Vergiler, Hristiyan – Müslüman ayrımı gözetmeden herkesten eşit oranda alınacaktı.

Resmi yazışmalarda Hristiyanları küçük düşürücü sözler sarf edilmeyecekti.

Gayrimüslümlere kendi okullarını, kilise ve hastanelerini açma hakkı verilecekti.

Herkes din ve inancında, ibadetinde özgür olacaktı.

Hristiyanlar da il genel meclisine seçilebileceklerdi. (Siyasi hak)

Osmanlı vatandaşı olmayan Hristiyanlar da vergi ödemek koşuluyla ülkede ticarethane ve banka açıp, mülk sahibi olabileceklerdi.

Not-1: Islahat fermanına en çok tepki aydınlardan geldi. Çünkü bu fermanı yeni bir kapitülasyon olarak gördüler. Bu yüzden de tüm halkın eşitliğini ve yönetime katılmasını amaçlayan Meşrutiyetin ilanı için çaba göstermeye başladılar.

Not-2: Tanzimat tüm halkı, Islahat ise yalnız azınlıkları ilgilendirir.

Not-3: Islahat Fermanı’nın ilanında Fransız İhtilali’nin yaydığı akımlar doğrudan etkili olmuştur. Ayrıca dış baskıların da etkisi vardır.

Not-4: Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir kurul

Mecelle adıyla Osmanlı’nın ilk Medeni Kununununu hazırlamıştır.

Not-5: Osmanlılarda yapılan bütün yenilik hareketlerinin temel amacı devletin dağılmasını önlemektir.

Osmanlıda demokratikleşme hareketleri dersimize 1. Meşrutiyet ile devam ediyoruz.

I. MEŞRUTİYET (23 ARALIK 1876)
19. yy.’da Avrupa’ya eğitim amacıyla gönderilen

Türklere Jön Türkler (Genç Osmanlılar) denilmekteydi.

Bunlar, Osmanlı Devleti’nin dağılmasını önlemek amacıyla yapılan Tanzimat ve Islahat Fermanı’nın yeterli olmadığını, eğer Meşrutiyet İlan edilirse Osmanlı Devleti’nin dağılmasının önleneceğini savunuyorlardı. (Meşrutiyet, parlamentoya dayalı monarşi rejimidir.)

Jön Türkler Meşrutiyeti ilan etmek istemeyen Abdülaziz’i tahttan indirdiler Yerine V. Murat’ı padişah yaptılar. Fakat V. Murat’ın zihinsel özürlü olduğu iddiaları üzerine o da tahttan indirildi. Yerine Meşrutiyeti ilan edeceğine söz veren II. Abdülhamit padişah yapıldı. (V. Murat Osmanlı tahtında en kısa süreli padişahlık yapan kişidir.)

JÖN TÜRKLERİN MEŞRUTİYETİ İLAN ETTİRMEK İSTEMELERİNİN NEDENLERİ
Batılılaşmak, demokratikleşmek böylece; Avrupa’nın azınlık haklarını bahane ederek Osmanlı’nın içişlerine karışmasını önlemek.

Osmanlı sınırları içerisindeki azınlıklara parlamentoda temsil hakkı verilerek bunların milliyetçilik akımının etkisi ile isyan etmelerini engellemek.

Mâliyeyi iflastan kurtarmak.

Devletin dağılmasını önlemek.

Yaklaşan Osmanlı – Rus savaşında Avrupa’nın desteğini sağlamak.

Tüm halkı Osmanlıcılık düşüncesi etrafında birleştirmek.

Avrupalı Devletler, 23 Aralık 1876’da Balkan uluslarının durumunu görüşmek için İstanbul’da İstanbul (Tersane) Konferansı’nı düzenlediler. II. Abdülhamit de bu konferansta alınacak kararları etkilemek için aynı gün Mithat Paşa’nın hazırladığı Kanun-u Esasi ismindeki anayasayı ilan ederek Meşrutiyet yönetimine geçilmesini sağladı.

KANUN-U ESASİ’NİN ÖZELLİKLERİ
Kanun tekliflerini sadece hükümet verebiliyordu.

Hükümetin meclise karşı bir sorumluluğu yoktu.

Yalnız padişaha karşı sorumluydu.

Padişahın meclisi açma – kapama ve dilediği kişiyi sürgüne gönderme yetkisi vardı

Kanunlarda son söz padişahındı.

Parlamento çift meclisten oluşuyordu. Bunlardan;

a) Meclis-i Âyan: Padişahın atadığı milletvekillerinden (Ayanlar) oluşuyordu ve görev süreleri ömür boyu idi.

b) Meclis-i Mebusan: Halkın seçtiği milletvekilleri, görev süreleri dört yıl. (Her elli bin Osmanlı erkeğinin bir milletvekili seçme hakkı vardı.)

Not-1: I. Meşrutiyet ile ilk kez seçimler yapıldı. Anayasa ilan edildi. Parlamento açıldı. Halka ilk kez seçme seçilme hakkı verildi. Osmanlılarda Türkçe ilk kez resmi dil ilan edildi. Böylece halk doğrudan yönetime ortak oldu.

Not-2: Meşrutiyet dönemine kadar halkın yönetimi zorlayamamasınım nedeni halkın düşüncelerini yönlendirecek liderlerin ve aydınların olmayışıdır. Bu dönemde yetişen Mithat Paşa, Namık Kemal, Şinasi gibi aydınlar yazılarıyla halkı olumlu şekilde etkilemişlerdir.

Not-3: Meşrutiyeti; Tanzimat ve Islahat Fermanlarından ayıran en önemli özellik, ilk kez halka seçme ve seçilme hakkının verilmesidir.

Not-4: II. Abdülhamit, 1877 -1878 Osmanlı – Rus Savaşını (93 Harbini) bahane ederek parlamentoyu kapattı. Basına sansür getirdi. Yaklaşık 30 yıl süren İstibdat (baskı) dönemini başlattı.

II. ABDÜLHAMİT DÖNEMİNİN ÖNEMLİ OLAYLARI
Avrupalı Devletler, Osmanlı’dan alacaklarını tahsil etmek için Osmanlı’nın gelir kaynaklarına el koydukları Düyun-u Umumiye (Genel Borçlar) yönetimini oluşturdular (1881).

Ülke Avrupalı devletlerin açık pazarı durumuna geldi.

1878 Berlin Antlaşması ile Osmanlı – Almanya yakınlaşması başladı. İlk kez Ermeni sorunu gündeme geldi. Sırbistan, Karadağ, Romanya bağımsız oldu.

Kıbrıs Adası, Rus işgalinden korkularak geçici olarak İngiltere’ye bırakıldı. (1878)

Kabotaj hakkı tamamen yabancılara verildi (Kendi denizlerimizde deniz ticareti ve ulaşım hakkını yitirdik)

Parlamentonun kapatılması üzerine yönetime karşı İttihat ve Terakki Cemiyeti önderliğinde bir muhalefet başladı. (1889’da gizli bir cemiyet olarak kuruldu.)

Donanma Haliç’e zincirlendi. (Askeri darbe ihtimaline karşı).

Almanlar, hem sömürü hem de ileride çıkabilecek bir savaşa stratejik destek sağlamak için

Berlin – Bağdat demiryolunun yapımına başladılar.

Not; 1869’da Süveyş Kanalı açılınca Akdeniz limanları yeniden önem kazandı, İngilizler de Osmanlı’dan alacaklarını bahane ederek 1882’de Mısır’ı; Fransızlar ise 1881’de Tunus’u işgal etmişlerdir.

II MEŞRUTİYET (23 TEMMUZ 1908)
II. Abdülhamit’in baskıcı yönetimine karşı Meşrutiyeti yeniden ilan ettirmek için Enver Paşa ve arkadaşları ittihat ve Terakki Cemiyetini, Mustafa Kemal de Şam’da Vatan ve Hürriyet Cemiyetini kurmuştur. Bu iki cemiyetin amacı aynı olduğu için daha güçlü olan ittihat ve Terakki Cemiyeti çatısı altında birleştiler.

1908’de Estonya’nın Reval (Tallin) kentinde İngiltere ile Rusya arasında Reval görüşmeleri yapıldı. Bu görüşmelerde Osmanlı’nın İngiltere’nin düşmanı olan Almanya’ya yakınlaşmasından dolayı İngiltere de misilleme olarak Rusya’yı Balkan politikasında serbest bıraktı. Reval görüşmeleri sonunda Boğazlar ve Doğu Anadolu ile Makedonya, Manastır, Selanik yöresinin Ruslara verileceği haberi üzerine bu yöredeki İttihat ve Terakki’ye bağlı genç subaylar ayaklandılar. Ayaklanmanın yayılmasından korkan II. Abdülhamit de tahtını korumak için II. Meşrutiyeti ilan etti. Bu sırada fırsattan İstifade eden Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti. Avusturya – Macaristan, Bosna Hersek’i kendi topraklarına kattı. Girit’te Yunanlılar ayaklanma çıkardılar ve bu adayı işgal ettiler (1908)

Not-1: II. Meşrutiyetin ilanı ile ilk kez çok partili hayata geçildi. İttihat ve Terakki Partisi ilk siyasal parti, Hürriyet ve İtilaf partisi ile Ahrar partisi de gerici muhalefet partileridir.

Not-2: 1909’da yeniden düzenlenen II. Kanun-u Esasi’de padişahın meclisi açma – kapama, sürgüne gönderme yetkisi kaldırıldı. Hükümetin meclise karşı sorumlu olduğu hükmü getirildi. Halka toplantı, gösteri yürüyüşü, cemiyet kurma hakkı verildi. Yargı büyük ölçüde bağımsızlaştırıldı.

31 MART OLAYI (13 Nisan 1909)
İttihat ve Terakki yönetiminin ülkeye tam olarak egemen olamaması, siyasi suikastlerin artması, Balkanlarda toprak kayıplarının çoğalması, II. Abdülhamit yanlılarmın ordu ve memur kadrolarından uzaklaştırılması üzerine bunları bahane eden gericiler, İstanbul’da Meşrutiyet rejimine karşı ayaklandılar. Ayaklanmayı bastırmak için ittihat ve Terakki Partisi, Selanik’ten Mahmut Şevket Paşa komutasında Hareket ordusunu hazırladı. Bu ordunun kurmay başkanı Mustafa Kemal’di. Ayaklanma bastırıldı. Ayaklanmaya kayıtsız kalıp, destek veren II. Abdülhamit tahttan indirilerek yerine V. Mehmet Reşat padişah yapıldı.

Not-1: 31 Mart ayaklanması, Osmanlılarda ilk kez l görülen rejime karşı yapılmış dini ve siyasi nitelikli bir ayaklanmadır.

Not-2: II. Abdülhamit, meclis tarafından görevden alınan ilk Osmanlı padişahıdır.

Not-3: ittihat ve Terakki Partisi iktidardaki gücünü orduya dayanarak devam ettirmek isteyince Mustafa Kemal buna karşı çıktı; Enver Paşa ile araları açıldı.

Not-4: Ümmetçilik ve İslamcılık, yerini Türkçülük ve Milliyetçiliğe bıraktı.

Osmanlıda demokratikleşme hareketleri dersimize Meşrutiyet döneminde ortaya çıkan düşünce akımları ile devam ediyoruz.

MEŞRUTİYET DÖNEMİ DÜŞÜNCE AKIMLARI
Bu dönemde ortaya çıkan düşünce akımlarının ortak amacı, Osmanlı Devleti’nin dağılmasını önlemektir. Fakat hiçbiri de başarılı olamamıştır.

OSMANLICILIK
Din, dil ve ırk ayrımı gözetmeksizin bütün halkın padişaha bağlılığını esas alır; Jön Türkler tarafından savunulan bu fikir akımına göre; azınlıklara parlamentoda temsil hakkı verilirse bunların, isyanlarının önleneceği düşünülmüştür. Fakat milliyetçilik akımı karşısında Osmanlıcılık başarısız olmuştur.

PANİSLAMİZM, İSLAMCILIK, (ÜMMETÇİLİK)
II. Abdülhamit döneminde güçlendi. Yeryüzündeki Müslümanları halife etrafında toplayarak devletin dağılmasının önleneceğini savundular. Fakat, Arapların I. Dünya Savaşı’nda Osmanlıya karşı İngilizlerin yanında yer alması ile bu düşünce de başarısız olmuştur.

PANTÜRKİZM, TÜRKÇÜLÜK – TURANCILIK
İttihat ve Terakki yönetimi tarafından savunuldu.

Yeryüzündeki Türkleri padişah etrafında toplayarak devletin dağılmasının önleneceğini savundular. Fakat, I. Dünya Savaşı’na Almanya’nın yanında girmekle Osmanlı Devleti’nin yıkılmasına neden oldukları için bu düşünce de iflas etti.

BATICILIK
Avrupa’da eğitim yapan gençlerin bir kısmı tarafından savunuldu. Fakat, Avrupa’yı taklitten öteye gidemedikleri için bu düşünce de başarısız olmuştur.

ADEM-İ MERKEZİYETÇİLİK (FEDERECİLİK)
Hürriyet ve İtilaf Partisi yöneticilerinden Prens Sabahattin tarafından savunuldu. Osmanlı sınırları içerisindeki azınlıklara özerklik (içişlerinde serbest, dış işlerinde merkeze bağlı) verilirse devletin dağılmasının önleneceğini savundular. Fakat ittihat ve Terakki partisi bu düşüncenin devleti parçalayacağını belirtip, savunucularını sürgüne gönderince bu düşünce de başarısız olmuştur.

Anahtar Kelimeler : Osmanlıda,demokratikleşme,hareketleri,aşağıdaki,olaylar,ile,başlamıştır. Sened-i,İttifak,(1808): Ayan,denilen,aşiret,liderleri,ile,padişah,arasında,imzalanan,bir,s..