Uygurlar ve Hukuk Sistemleri Nasıldır ?

Bu yazı Hasan ERYILMAZ tarafından 01.03.2021 tarihinde Tarih kategorisine yazıldı. Uygurlar ve Hukuk Sistemleri Nasıldır ?

makale içerik

Uygurlar ve Hukuk Sistemleri Nasıldır ?

Eski Hun devletine bağlı Türk boylarından olan Uygurlar, Göktürk devleti kurulduktan sonrasında da onun tebası olmuşlardır. Zaman içinde güçleri hızla artmış, iç mücadelelerden de yararlanarak 9 Oğuz kabilesinden başka Karluk ve Başrnil kavimlerini de içerisine alan güçlü bir Uygur Konfederasyonu meydana getirmişlerdir87.Uygur zamanı, oynadığı siyası ve askeri rol bakımından Göktürk İmparatorluğu ile karşılaştırma edilemezse de medeniyet zamanı bakımından tüm Türk kavimleri zamanı arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir88Uygur hukukunun incelenmesi esnasında, bizlere yol gösterecek eserlerin başlangıcında Çin kaynakları gelir. Ayrıca “Kutadgu Bilig” isminde eser ile Doğu Türkistan’da yakalanmış olan hukuksal belgeler de Uygur hukukunun incelenmesi bakımından büyük bir kıymet taşımaktadır.Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurlardan kalma manzum bir yaratı olan Kutadgu Bilig, Orhun Yazıtları ve Turfan metinleri ortaya çıkıncaya kadar, Türk dilinde yazılmış belgelerin en eskisi ve en önemlisi sayılmıştır. “Siyasetname” yada “mutluluk verici malumat” anlamlarında çeviri edilen bu yaratı, Balasagun’lı Yusuf adında bir ozan tarafınca, Kaşgar’da ilk Türk İslam devletini kuran Satuk Bugra Karahan adına, 1069 senesinde yazıımıştır. Esere sonradan ilave edilmiş olan mukaddimelerde de belirtildiği benzer biçimde bu kitap hakimlerin lafları ile dolu ve hepimiz içinfaydalı bir kitap olmakla beraber, bilhassa hükümdara memleket idaresi mevzusunda lüzumlu olan detayları içermektedir. İçinde bir devletin ayakta durması yada yıkılması şartları belirtilerek, hükümdarın halka ve halkın hükümdara karşı hakları, halkın itaatli olması için hükümdarın tebasına karşı iyi mi davranacağı, askerin düzenlenmesi ve cenk yapma yöntemleri gösterilmiştir. Tüm bunlara karşın eserde, kelime ve kafiye oyunlarına başvurularak, felsefi ve etik düşüncelerle, ülkü bir devlet hayatından laf edilmesi, onun edebiyat tarihçilerinin gözünde haiz olduğu yüksek kıymet yanında hukuk tarihiçileri açısından fazla tatmin edici bulunmamasına niçin olmuştur89Göktürk devletinin yıkılışından sonrasında kurulmuş olanl Uygur devletinin de parçalanması üstüne bir kısım Uygurlar, Doğu Türkistan’a yerleşerek orada Çin’in tesiri altında kendilerine has bir hukuk-sistemi geliştirmişlerdir. XlX. Yüzyılın sonlarında ve XX. yüzyılda muhtelif uluslara mensup araştırmacılar tarafınca Turfan bölgesinde gidilip meydana getirilen araştırmalar cevabında bulunan dini, felsefi ve yazınsal belgeler yanında birçok da hukuki belgeler ele geçirilmiştir. Hukuki belgeler sıklıkla borç. alıpverme, alım-satım, kiralama, rehin, vakıf belgeleri niteliğindedir. Bu belgeler içinde fazlaca azca vasiyetname gibi düzenlenmiş olanlar da mevcuttur90

A·KAMU HUKUKU.Uygur hükümdarları, hakimiyet güçlerinin ilahi bir kaynağa bağlanmış olması sebebi ile, kendilerinden “Gök ve Ay Tanrıdan kut bulmuş” diye laf etmişlerdir. Hükümdarlar, kendi aslolan adlarından başka bir de saltanat ve hükümet isimleri da kullanmışlardır. Bundan ötürü Uygurkağanlarının çoğunun aslolan isimleri öğrenilmemiştir91743 senesinde Göktürk devletini yıkan Basmil, Uygur ve Karluk benzer biçimde Türk boyları, Basmil Türklerinin başkanlığında yeni bir kağanlık kurmuşlardır. Basmil Kağanı, ortada, Beş- Balığ bölgesinde oturmuş; doğuda, Orhun nehri kıyılarında oturan Uygurların başkanı da “sol- yabgu”ünvanını almıştır. Batıda, Altay dağlarının cenup doğusunda yaşayan Karluklar ise “sağ-yabgu”sevinci meydana getirmişlerdir. Her iki yabgu da Basmil kağanına bağlı durumdaydılar. Bu devlette, sağ ile sol kollar eşit ve aynı haklara sahiptir92. Bu nedenle tüm işler hükümet merkezi olan Karabalasagun’da görüşülmüştür. Kağanlar divanları burada toplamışlar, imparatorluğun siyasal kararları burada alınmıştır93Uygurlarda “Tutuk” ismi ile anılan boy reisIeri mevcuttur. Bu kişiler her türlü siyasal görevlerinin yanında devlet hazinesi için vergi toplamakla da görevlidirIer. Boy reisIeri sıklıkla kağanın yakın akrabaları arasından atanmış olmakla beraber, bu makarnın babadan oğula geçipgeçmediği hakkındaki açıklayıcı bilgilere rastlanmamıştır94Uygur devletinde kağanlığın babadan oğula geçmiş olduğu mevzusunda ehil kanıt bulunmamaktadır. Bununla beraber Hükümdar Tun Bağa’nın 789 senesinde vefat etmesiyle tahta geçen oğlunun bir sene sonrasında minik kardeşi tarafınca öldürülmesi üstüne, ülkede öldürülen kağanın oğlu lehine bir başkaldırı çıkartılmış ve hemen hemen çocuk denecek yaşlarındaki oğlu tahta geçirilmiştir. Bu vaka bizlere saltanatın babadan oğula geçme adetinin fazlaca kuvvetli bulunduğunu göstermektedir. 795 yılından sonrasında, İkinci Uygur Devleti döneminde, bu kaide bozulmuş, amca çocukları, minik kardeşler veyeğenler de tahtta laf sahibi olmaya başlamışlardır95 Sonradan Doğu Türkistan’a yerleşmiş olan Uygurların amme hukukiarı hakkındaki Kutadgu Bilig bizlere malumat vermektedir. Kutadgu Bilig’den X. çağ Uygurlarında devlet örgütünün başlangıcında muhtelif ünvanlarla anılan büyükmemurların bulundukları anlaşılmaktadır. Bu memurlar: 1) Uluğ Hacib (Büyük Vezir), 2) Sübaşçı (Başkomutan), 3) Kapık Başlar Er (Saray Bakanı), 4) Bitikçi (Kağanın Baş Yazmanı, Dışişleri ve Adalet Bakanı), 5) Ağıcı (Hazinedar), 6) Yalvaçlar (Elçiler)’dır.’Bir de “Tapukçu” adıverilen ikinci derslik memurların varlığı dikkat çekmektedir. Kutadgu Bilig’de bütün memurların görevlerinin ne olduğu ayrıntıları ile belirtilmemiş olmakla beraber, bu memuriyetlere getirilen kimselerin iyi mi olmaları gerektiği mevzusunda geniş bilgiler verilmiştir96Yusuf Has Hacib’in yaşamış olduğu XI. yüzyılda Uygurlar başlıca iki-ana toplumsal sınıfa ayrılmıştır. Bunlar aydınlar ve aslolan halk sınıfıdır. Aydınlar sınıfı kendi aralarında beş grupta incelenebilir : 1) Aleviler (Hazret-i Muhammed’in soyundan gelenler), 2) Bilginler (din bilginleri de dahil olmak suretiyle bilginlerin tamamı), 3) Otacılar (tıp bilginleri ve eczacılar),4) Yıldızcılar (Münnecimler, astrologlar), 5) Şairler (manzum laflar söyleyenler). Asıl halk ise geçimlerini sağladıkları alanlara nazaran altı sınıfa ayrılmıştır: I)Tarıgçılar (tarımla uğraşanlar), 2) Satıgçılar (tüccarlar), 3)İğdişçiler (Çobanlar), 4) Uzlar (minik sanatlar ile uğraşanlar), 5) Karabudun (belli bir işsiz kent halkı), 6) Çigaylar (fakir kimseler). Uygurhalkı içinde görülen bu sınıflandırmalar hukuki açıdan bir bölünmüşlük göstergesi değildir. Çünkü devlet arasında, birtakım ayrıcalıklarıolan beyler ve muhtelif haklardan tamamiyle kısıtlanmış kullar bir yana bırakılırsa, halkın hukuk bakımından birbirine eşit olduğu anlaşılmaktadır97Kutadgu Bilig’ de beyliğin temelinin doğruluk ve hakkaniyet olduğu için laf edilerek, hakimiyetin esasının da hakkaniyet olduğu üstünde durulmuştur. Uygurca belgeler içinde, Kutadgu Bilig’in bu kuramsal bilgilerini doğrulayacak özellikte şahitlik, dilekçe ve mahkeme ilamları benzer biçimde yazılıbelgelerin bulunuşu, Uygurlarda hüküm teşkilatının eriştiği düzeyin ifadesi açısından büyük ehemmiyet taşır98

B-ÖZEL HUKUKUygurlardan gunumuze kadar gelen ve hususi hukukları hakkındaki muhtelif ipuçları içeren hukuk belgeleri incelendiğinde, her şeyden ilkin bu belgelerin birbirine olan benzerlikleri dikkat çekmiştir. Hukuksal işlemlerde bağıtın mevzusunun niteliğinden dünyaya gelen birtakım minik ayrılıklara bakılmazsa, devamlı belli örneklere, formüllere nazaran hareket edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Belgeler her vakit hukuksal işlemin yapılma olduğu tarihle başlamıştır. Daha sonrasında iki yanlı hukuksal işlemlerde ilkin icabı yapanın ismi yazılmış, bunu sıklıkla işlemin sebebi izlemiştir. Bundan sonrasında kabulde bulunanın ismi yazılarak, bunu iki yanın kendilerine düşen borçları yerine getirdiklerini bildiren laflar, var ise koşullar ve tanıkların isimleri izlemiştir99Uygur hukuk belgelerinden, onların hem reel bununla birlikte hükrni şahısları bildikleri görülmüştür. Gerçek şahıslar içinde bir sınıflama laf konusudur. Bu sınıflamada birinci sırayı alan beyler, kendi içlerinde iki ayrı imtiyazlı zümreye ayrılmışlardır. Bunlardan birincisi olan tarhanlar, yaşam kaydıyla kendilerine, vergi muafiyeti verilen kimselerdir. Ayrıca istedikleri vakit, izin almaksızın kağanın huzuruna çıkabilme, ağır suçlar haricinde işledikleri suçların dokuz kere af edilebilmesi, genel merasim ve ziyafetlerde yüksek mevkilerde yer almaları benzer biçimde ayrıcalıkları davardır. İkinci zümre ruhanilerdir. Bunlar da yaşam kaydıyla vergiden muaf sayılan dini görevlilerdir. Gerçek şahısların ikinci sınıfı yeterlik hakkını tam olarak kullanan hürlerdir, Üçüncü derslik ise, ehliyeti kısıtlı bulunan kölelerdir 100.Uygur belgelerinden, Uygurların köleliği kabul ettikleri kararı ortaya çıkmaktadır. Çünkü para ve pamuklu bez ihtiyacından ötürü köleler, bazen satım akdine mevzu olmuşlar ve bir çeşit mal benzer biçimde kabul edilmişlerdir. Köle satış belgelerinde kölelerin cinsiyeti aleni bir şekildebelirtilmiştir. “Kul” kelimesi “adam köleler” için, “küng” kelimesi ise “hanım köleler”i belirtmek için kullanılmıştır. Köleyi satan kimselerin ailenin tek sorumlusu olduğu anlaşılmaktadır. Ailenin ortak malı olarak kullanılan kölelerin satışları esnasında aile reisinin sorumluluğu sınırsızdır101Uygurların hükmi şahıslardan olan vakıflar mevzusunda malumat sahibi oldukları, mevzu ile alakalı belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Uygur vakfiyeleri, Buda dinindeki Türklere ilişkin olup, Uygur harfleriyle yazılmıştır. Uygur Türklerine ilişkin, vakıf ile alakalı belgeleri üç ana antet altında toplamak mümkündür:1. Manastır inşası sebebiyle düzenlenen belgeler,2. Manastırlara vakfedilen arazi yada bağların tahsislerine ait belgeler3. Manastır yada manastıra ilişkin bina ve arazi tahsisinin devlet reisleri tarafınca onayı ve vergilerden muaf tutulmaları için verilen fermanlar102.Bütün eski Türk toplumlarında olduğu benzer biçimde, Uygurlarda da aileye büyük ehemmiyet verilmiştir. Uygurlarda “ana-ata”, ana-baba lafları.fazlaca yaygındır. Kadına büyük kıymet verilmiştir. Annelerini, “anam tuğlu, kutlu ağa” diye adlandıran Uygurların, eski şiirleri, anneyi “tuğluk” ve “kutluluk” isimlendirmeyle onurlandınmıştır103 .Çin kaynaklarından elde edilmiş bilgilere nazaran, Kuzey Uygurlarda aile, resmi ve hukuki bir evlenme akdine dayanmıştır. Evliliği “kavuşmak’; olarak niteleyen Uygurlar, evliliğin aşk ve his yönünü belirtmişlerdir Uygurlarda kan hısımlığı evlenmeye engeldir. Evlenmenin belli bir yaşı yoktur ve bülüğ evlenme için yeterlidir. Evlenmenin şartları içinde, tarafların ve ebeveynin rızası gereklidir. Ayrıca güveyi tarafınca kız için kızın babasına ve velisine verilen “kalın” ismi ile anılan belli bir miktar mal sözkonusudur104. Evlenme bir alım-satım akdi olarak görülmediğinden, “kalın”, kızın fiyatı olarak değil, kızın terbiyesi için meydana getirilen harcamalara iştirak bedeli olarak görülmüştür. Bu karşılık bir kaç baş hayvandan ibaret olabildiği benzer biçimde yüzlerce at ve binlerce koyun da olabilmiştir105Uygurlar, evlatlık kurumunu kabul etmişlerdir. Evlat edinme. Bir akid gibi gerçekleştirilmiştir. Evlat edinmiş olan şahıs, evladına karşı hem maddi, hem içsel mesuliyet yüklenmiştir. Evlat edinme ile alakalı belgelerde evlat edinilecek çocuğun “süt sevinci” diye anlatılan bir para ile değiştirilmiş olduğu ve evlat edinmeye “oğulluk bir” denildiği görülmüştür. Evlatlığın nafakası babalığına aittir. Kendisi de ona sadakat göstermekle yükümlüdür. Evlatlık, babalığına mirasçı olur. Babalık, görevlerini yerine getirmediği takdirde, aradaki sözleşmeli hısımlık da sona erer106Uygurlarda iki çeşit varislik laf konusudur. Bunlardan biri kanuni varislik, öteki vasiyetname cevabında varisliktir. Kanuni varislikte, prensipte tüm çocuklar mirasçıdır. Ancak babaları hayatta iken paylarını alıp, kendilerine bir ev kuran çocuklar ile evlenirken belli miktar eşyaalan kızlar mirastan mahrum bırakılmışlardır. Ölen adamın eşine mirastan düşen miktar ¼ dür. Baba evinin tek mirasçısı minik oğuldur. Vasiyet yolu ile mirasçılıkta vasiyeti meydana getiren kimse, kimi mirasçı olarak kabul ettiğini ve terekesinden kimlerin hak alamayacağını göstermiştir. Ayrıca üveyoğulların analıkları ile evlenmelerine vasiyetname ile mani olunabileceği de anlaşılmaktadır107Uygurlar, başta karz (ödünç), satım, kira ve hizmet sözleşmesi olmak suretiyle, tüm akid çeşitlerini uygulamışlardır. Borç alıp-verme belgelerinde, faizi ile alınacak mal belirtildikten sonrasında, ne vakit ve hangi miktar ile ürem karşılığı malın geri verileceği kaydedilmiştir. Belgelerdegenellikle hangi ihtiyaçtan ötürü mal faizi ile alındıysa, tekrar aynı mal faizi ile beraber geri verilmiştir. Bazen de alınan mal kendi cinsel ile ödenmeyip başka bir çeşit mal ile ödenmiştir. Örneğin, pamuklu dokuma karşılığında şarap olarak ödeme yapılmıştır108Borç alıp-verme belgelerinde, zamanında ödenmeyen yahut borç alan bireyin ortadan kaybolması-ölmesi- halinde, borç veren bireyin zor durumda kalmaması için, alınan malın iyi mi ve kimler tarafınca’ ödeneceği bildirilmiştir109 Zamanında ödenmeyen borçlar için, örf hukukuna nazaran. düzgüsel faizden fazlaca değişik bir ürem ödeme zorunluluğu getirilmiştir110Uygurların hukuki belgeleri içinde dikkat çeken bir öteki tür de kira akdidir. Kira akidleri; tarla kiralama ve hayvan kiralama belgeleri olmak suretiyle iki şekildedir. Tarla kiralama belgeleri, kiralayan şahısların pamuk, mısır, tarla ve kiraya veren şahsın para ihtiyacını karşılamaya yönelik hazırlanmıştır. Para ihtiyacı dışındaki belgelerde, şahıslar hangi gereksinimlerini karşılamaya yönelik tarlayı kiralayacaklarını ve sonrasında kira karşılığı olarak tarla sahibine ne vereceklerini belirtmişlerdir. Para ihtiyacını karşılamaya yönelik kiralama belgelerinde ise kiraya verilecek tarlanın sınırları belirlenmiştir. Gerek tarla, gerek ‘hayvan kiralama akidlerinde mülkiyetin kati olarak kiraya veren şahıs üstünde olduğu açıktır. Bu nedenle bilhassa tarlada yapılacak işlerden sahibi görevli tutulmuştur111Uygur hukukunda, “birzün” denilen satım akdinin en fazlaca görüleni, gayri menkul akdi olmuştur. Uygurlarda arazi çoğu zaman ortak olarak kullanılmıştır. Araziler ailenin ortak malı sayılmakla beraber, ailenin ferdIeri içinde bölüşülmüş olarak kullanılmış ve satış yaparken şahıslar ancak kendi mülkiyetlerinde olan kısmın satışını yapabilmişlerdir. Uygur belgelerinde satıcıların ve alıcıların çoğu zaman akraba ve bilhassa kardeşler olarak görülmesi miras kalan toprağın parçalanmaması için olabilir112Satış belgelerinde ödemeler, belgenin yazıldığı gün yapılmıştır. Satın alanın haklarını korumak amacıyla, satın alınan bir mala, satıcının akrabaları tarafınca yapılacak itirazların önlenmesini öngören kayıtlar düşülmüştür. Yani satışı meydana getirilen malın tüm sorumluluğu satıcı tarafınca yüklenilmiştir113.Tarla satış belgelerinde, tarlanın yeni sahibinin araziye haiz olma hakkının zaman içinde sınırlandırılmamış olması Uygurlarda, taşınmaz mallar üstünde iyelik hakkının tamamen ortaya çıktığının bir delilidir. Bunun yanında yeni mülk edinen bir şahıs, gayri menkulünü kullanma yada başkasına satma haklarına da sahiptir114Uygur hukukunda rehin kurumu da bilinmektedir. Gayri menkuller rehin akdine mevzu olabildiği benzer biçimde, birtakım şartlarda insanoğlu da rehine mevzu teşkil edebilmişlerdir. Örneğin : Baba kendi oğlunu belli bir miktar para karşılığında rehin olarak verebilmektedir. Çocuk, borç ödeninceye kadar alacaklıya hizmet etmekle yükümlüdür. Buna mukabil alacaklı da çocuğun tüm harcamalarını karşılayacaktır. Bu bir çeşit rehinle teyit edilmiş hizmet akdidir115

DEĞERLENDİRMEİslamiyet’ten ilkin kurulan Türk devletlerinin hukukIarı ile alakalı bilgilerimiz çok sınırlıdır. Bununla beraber, özelikle bu devletlerin idare biçimleri, devlet idaresinde vazife alan kimselerin nitelikleri ve üstlenmiş oldukları yükümlülükler, kabahat işleyen kimseleri cezalandırmayöntemleri benzer biçimde günümüz hukukunda, amme hukukunun alaka alanları arasında yer edinen pek fazlaca ana antet mevzusunda, kaba hatları ile değerlendirme yapabilecek verilere sahibiz. Yine aynı biçimde insanların evlenme tarzları, aile yapıları, kadının sosyal statüsü, akrabalık türleri,muhtelif ticari kalifiye akidler vb. hususi hukuk alanları içerisine giren mevzularda da çok kapsamlı bilgilere ulaşabilmekteyiz. Bütün bu veriler bizlere, göçebe kültürü içinde de kendine has bir hukuk ve teşkilatlanmanın var bulunduğunu göstermektedir. Türklerin İslamiyet öncesindekihukuklarının bilinmesi, İslamiyet’in Türkler tarafınca bir din ve bununla beraber bir hukuk sistemi olarak kabul edilmiş olduğu dönemlerine karşılaştırma edilerek, ortaya çıkan sonuçların bilhassa Osmanlı hukukuna yansımalarının açığa çıkartılması açısından da büyük ehemmiyet taşımaktadır.

87 Barkan, a.g.m., s.15-16.88 Konuyla alakalı detaylı malumat için bkz.: Akkaya, a.g.m., s.75 vd.; Saadettin Görneç, Uygur Türkleri Tarihi ve Kültürü, Ankara,I 997, s.78-82.89 Arsal, a.g.e., s.98. Ayrıca eserin tam metni için bkz.: Yusuf Has Hacib, Kutadgu’ Bilig, (Çev: Reşid Rahmefı Arat), Ankara, 1985; Yusuf Has Hacib, Günümüz Türkçesi lle Kutadgu Bilig Uyarlaması, (Günümüz Türkçesine Uyarlayan: Fikri Silahdaroğlu), Ankara, 1996.90 İzgi, a.g.e., s.51 vd; Üçok-Mumcu-Bozkurt, a.g.e., s.31.91 Üçok-Mumcu-Bozkurt, a.g.e., s.31.92 Ögel, Türk Kültürünün Gelişme Çağları. s.440.93 Colin Mackerras, “Uygurlar”, Erken İç Asya Tarihi, (Derleyen: Denis Sinor), İstanbul, 2000, s.433.94 Y.a.g.m.,s.433-434.95 Y.a.g.m., s.434.96 Arsal, a.g.e., s.101- II 1.97 Y.a.g.e., Sol II – II7o98 Cin-Akgündüz, a.g.e., so77-78o99 Konuyla alakalı detaylı malumat için bkz. : İzgi, a.g.e., s.5 ı vd.100 Arsa!, a.g.e., s.328-33 ı.101 İzgi, a.g.e., s.97 vd.102 ismet Binark, “Türk Dünyasının En Eski içtimat Yardım Müessesesi Vakıflar ve Uygur Türklerinde Vakıf’, Türk Kültürü, Yıl:VII, 8.78, Nisan 1969, s.422 vd.103 Ali Güler, “İlk Yazılı Türkçe Metinlerde Aile ve Unsurları”, Sosyo-Kültürel Değişme Sürecinde Türk Ailesi, C.I, Ankara, 1992, s.74 vd.104Cin-Akgündüz, a.g.e., s.67; Gökalp, Türk Ahlakı, s.86; Güler, a.g.m., s.80.105 Arsal, a.g.e., s.334-335.106 Cin-Akgündüz, a.g.e., s.67; İzgi, a.g.e., s.91 vd.107 Arsa!, a.g.e., s.341-343.108 İzgi, a.g.e., s.66 vd; Ayrıca bkz.: Ahmet Caferoğlu, “Uygurlarda Hukuk ve MaliyeIstılahları”, Türkiyat Mecmuası, C.IV, İstanbul, 1934, s.9.109 .ızgi, a.g.e., s.73.110 Caferoğlu, a.g.m., s.lO.111 Özkan İzgi, “Turfan Uygurlarında Kiralama Vesikaları”, X. Türk Tarih Kongresi, C.III, Ankara, 1991, s.767 vd.112 İzgi, a.g.e., s.83 vd.113 Y.a.g.e., s.84-85.114 Cin-Akgündüz, a.g.e., s.72; İzgi, a.g.e.,s.88-89.115 Pek fazlaca araştırmacı çalışmalarında, rehin kurumunun kölelikle bir bağlantısı olmadığı mevzusunda düşünce donanması içindedirler. Konuyla alakalı malumat için bkz. : Arsal, a.g.e., 8.331 vd.; Cin-Akgündüz, a.g.e., s.72; İzgi, a.g.e., 8.96-97.

Anahtar Kelimeler : Eski,Hun,devletine,bağlı,Türk,boylarından,olan,Uygurlar,,Göktürk,devleti,kurulduktan,sonrasında,da,onun,tebası,olmuşlardır.,Zaman,içinde,güçleri,hızla,artmış,,i&cc..

Pinterest Google News Sitesinde Takip Et Facebook Sayfamızı Takip Et Google Play Kitaplar